KÜÇÜKLERİ MUZIR NEŞRİYATTAN KORUMA KANUNU ELEŞTİRİSİ

1 Haziran 2011 tarihli şu habere göre Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, bazı karikatür ve mizah dergilerine 18 yaş sınırlaması getirdi.

Haberde geçen Muzır Kurulu 1117 sayılı kanunla kurulmuş, kurulun görevi ise bir olayda veya durumda  müstehcenlik olup olmadığını belirlemektir.  Kurul 10 kişiden oluşmaktadır: 2 bürokrat, 1 hâkim veya savcı, 2 eğitimci, 1 doktor, 1 güzel sanatlar uzmanı, 1 akademisyen, 1 gazeteci ve 1 diyanetçiden kuruludur. Görüldüğü üzere, psikolog, psikiyatr veya seksolog yoktur. Kanun koyucular, diyanetçi ve bürokratlar varken, bu meslek gruplarını kurula almak ihtiyacı hissetmemişlerdir.

Kurul’un günümüzdeki uygulamalarının ve dahi kendisinin bizatihi varlığının da şu anki yapılanması ile kabul edilemez durumda olduğu açıktır. Kurul’un son dönemde adeta tekrar “hortlaması” ve kendini gösterme çabası takdire şayan(!)dır. Bu anlamda kurula ve uygulamalarına kaynaklık eden kanunun acilen kaldırılması gerekmektedir.

Aynı Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun bilirkişi olarak atandığı ve hazırladığı sekiz sayfalık bilirkişi raporuyla “İncelenen ve değerlendirilen Ölüm Pornosu isimli kitapta yer alan yazıların halkın ar ve duygularını incittiği, cinsi arzuları istismar eder nitelikte olduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 226.Maddesini ihlal ettiği, dolayısıyla müstehcen bulunduğu oybirliği ile mütalaa edilmiştir.” diye görüş bildirdiği İstanbul Basın Savcılığı’da Chuck Palahniuk’ın Ölüm Pornosu adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilen kitabı Snuff hakkında soruşturma başlattı.

Ninsan 2011’de de, William S. Burroughs’un Yumuşak Makine kitabını basan yayınevi Sel Yayıncılık’a açılan soruşturmayla T.C. Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu yeniden gündeme gelmişti. Kurul, söz konusu kitap için de “konu bütünlüğü”, “anlatım bütünlüğüne riayet” gibi kitabın yazılış amacıyla alakasız arayışlar içerisine girmiş,  dahası “tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunmak” ve “argo ve amiyane tabirlerle kopuk anlatım tarzının benimsenmesi”ni suç kapsamında değerlendirmişti.

Öyle ki bir süre önce duyurulan, internette yasaklanacak kelimeler arasında ‘Beat’ de bulunuyordu. Beat Kuşağı’na dâhil yazarların kitaplarını yayımlayan iki yayınevi Altıkırkbeş ve Sel Yayıncılık, bu yasağa karşı dev bir antoloji hazırladılar. Bir anlamda Beat Kuşağı’nın sözlüğü olan kitabın tanıtımı için de yasağa karşı bizce de çok manidar şöyle de bir duyuru yaptılar:

“Biz, Altıkırkbeş ve Sel Yayıncılık olarak bu dava sonrasında ülkemiz yayıncılığında unutulup gitmiş olan “dayanışma” kültürüyle hareket ederek ortaklaşa bir kitap yayımlamaya karar verdik. Bu öyle bir kitap olmalıydı ki belki de ülkemizde asla yayımlanmayacak ya da yayımlanamayacak olan ilgili kuşağın tüm şair ve yazarlarını bir araya getirmeliydi. Oldu da. Beat Kuşağı Antolojisi, bu muzır kuşağın yasaklanması gereken tüm yazar ve şairlerini bir araya toplayarak, ülkemiz çocuklarını muzır olan eserlerden korumak ve halkımızın ahlakının sınırlarını çizmek amacıyla kurulan Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na yardımcı olmak amacıyla hazırlandı ve yayımlandı! Umarız işlerini kolaylaştırmışızdır!” (Altıkırkbeş-Sel Yayıncılık)”

Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, Güney Amerika’dan ithal edilen ve Antalyalı iki işadamı hakkında hapis istemiyle dava açılmasına neden olan ‘müstehcen’ pipoları da ilginç ifadelerle tarif etmişti, bu konudaki haberi de şuradan okuyabilirsiniz.

Öyle ki zaten bu konu ile ilintili diğer kavramların da Türk hukukunda anlaşılabilir olduğu söylenemez. Anayasa Mahkemesi’nde görülen eski bir davada davacı taraf 1117 sayılı Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’da “muzır” (çocukların sağlığı açısından zararlı içerik) deyiminin açıkça tanımlanmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme tanım vermeksizin bu iddiayı reddetmiştir.(AYM, E.1986/12, K. 1987/4, kt. 11.2.1987. RG. 21.11.1987, S. 19641.)

21/6/1927 tarihli Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu adlı kanunu ise şuradan okuyabilirsiniz.

Dikkat ederseniz kanunun bazı maddelerinde 1986 ve 1988 yıllarında değşiklik yapılmıştır ve bir maddesi de 2004’de tamamen kaldırılmıştır.

Kanun’un 1. maddesinde, 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacağı anlaşılan mevkute ve mevkute tanımına girmeyen diğer basılmış eserlerin kanundaki sınırlamalara tabi tutulacağı bildirilmiş.

Kurul kararında bahsi geçen kanunun 4. maddesine göre: bir aydan az süreli mevkuteler ile sinema ve her türlü film afişleri, ilanlar, fotoğraflar, kabartma ve her türlü posterler, kartpostallar, takvimler hariç olmak üzere kurulca tetkik edilerek küçükler için muzır olduğuna karar verilmiş basılmış eserlerin sahiplerine, sorumlu müdürlerine ve telif hakkı sahiplerine, basılmış eserlerin küçüklerin maneviyatına muzır olduğu kurulca tebliğ edilir. Tebligat, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Kurul bu kararı ilgililere derhal duyurmak için gerekli tedbirleri alır.

Tebligat üzerine eser sahipleri, telif hakkı sahipleri ve sorumlu müdürler, ellerinde mevcut eserlerin ön kapaklarına “Küçüklere zararlıdır” damga veya işaretini basmak zorundadırlar. “Küçüklere zararlıdır” ibaresinin herkesin kolayca görüp okuyabileceği şekil ve büyüklükte yazılması zorunludur.    Bu suretle damgalanan eserler; açık sergilerde ve seyyar müvezziler tarafından satılamaz, dükkanlarda, camekanlarda ve benzeri yerlerde teşhir edilemez, bir yerden bir yere teşhir maksadıyla açık bir surette nakledilemez ve müvezziler tarafından bunlar için sipariş kabul olunamaz, gazeteler, mecmualar, duvar ve el ilanları, radyo ve TV ile veya diğer suretlerle ilan edilemez, satışı için reklam ve propaganda yapılamaz, para mukabili veya parasız küçüklere gösterilemez, verilemez ve hiçbir suretle okul ve benzeri yerlere sokulamaz.

Bu tür eserler, ancak 18 yaşından büyük olanlara içi görülmeyen zarf veya poşet içinde satılabilir. Bu zarf ve poşetlerin üzerinde eserin ismi ile “Küçüklere zararlıdır” ibaresinden başka hiç bir yazı ve resim bulunamaz.

Kurul kararının tebliğinden önce dağıtımı yapılmış olan bu kabil basılmış eserleri satış için ellerinde bulunduranlar da, Kurul kararlarının ilgililere duyurulma tarihinden itibaren, bu maddedeki sınırlamalara uymak zorundadırlar.

Kurulca haklarında küçükler için muzır olduğuna üç defa karar verilen basılmış periyodik eserlerin sonraki sayıları ile diğer basılmış eserlerin sonraki basıları da, yeniden bir karar verilmesine gerek kalmaksızın bu maddede belirtilen sınırlamalara tabidir. Ancak bu gibi eserlerin sahipleri, eserlerinin müteakip sayı ve basılarının küçükler için muzır nitelikte olmadığı iddiasıyla kurula başvurarak incelenmesini isteyebilirler. Kurul, başvuruyu haklı bulursa, bu maddedeki sınırlamalar sonraki sayı ve basılar için uygulanmaz.

Kanun’un 7. maddesine göre de kanunun 4. md.sindeki yükümlülüklerine uymayanlar, iki milyon liradan on milyon liraya kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Suçun tekerrürü halinde cezanın azami haddi uygulanır.

Peki Kurul’un tüm yurt çapında yayınlanan eserlerden nasıl haberi olmaktadır? Aynı kanunun 8. md.si buna cevap olmaktadır:

Basılmış eserler ile mevkutenin her nüshasından ikişer adedi, neşri takip eden çalışma gününde bir alındı belgesi karşılığında Kurul Başkanlığına gönderilir. Ankara dışında basılan eserlerin postaya verildiği tarih esas alınır. Bu madde hükmünü yerine getirmeyenler hakkında 5680 sayılı Basın Kanununun 24. maddesinde belirtilen ceza hükümleri uygulanır.