AİHM’e Dayanan Savcı Ekşi Sözlük’e Karşı

“Ekşisözlük yazarı” iddianamesi kabul edildi.Peki ama İstanbul savcısı gibi bir hukukçunun O. Preminger gibi

https://www.facebook.com/note.php?note_id=292413673174

Şaibeli bir karara referans vermesine ne demeli?

 

Dün O. Preminger kararına kan kusanlar:

 

http://yenisafak.com.tr/arsiv/2005/kasim/14/g03.html

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=235436

 

bugün şöyle diyor:

 

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1220206&title=aihm-karari-ornek-oldu-internette-din%EE-degerleri-asagilamaya-dava-acildi

 

bu ne olacak peki?

 

Ayrıca da TCK 216/3:

 

“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 

 

diyor.

 

“kamu barışını bozmaya elverişlilik” nerede somut olayda peki?

 

Zaten Yargıtay’ın isabetli şekilde kararlarında değindiği üzere 216/3’teki ifadelerdeki “kamu barışı” ve “elverişlilik” yoruma çok açık kavramlardır.

 

Hakeza Yargıta Ceza Genel Kurulu, E. 2007/8-244, K. 2008/92 numaralı  29.4.2008 tarihli kararında bence bu konuyu cok detaylı ve mantıklı bir biçimde inceleyip yorumlamıştır.

 

Ceza genel kurulunun  kaleme aldığı kararda çok açıklayıcı ve hukuken doyurucu, ders verici bir metin var.

 

Bu ekşisözlük yazarı iddianamesi olayına da ozellikle son paragraflarıyla ışık tutuyor karar.

 

Kanaatimce sözlük yazarinın ifadeleri de kamu güvenliğini bozacak somut bir tehlike yaratmayan kendi halinde ifadelerdir ve dolayısıla da olaya TCK 216/3 maddesi uygulanamaz şahsi kanaatimce.

 

kararı şu adrese yükledim tamamını tek dosya olarak indirebilirsiniz.

 

şunlar ise can alıcı noktaları kararın:

 

Söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlerken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açısından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işleneceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir. Ifade özgürlüğü ile bu tip tehlike suçları arasında “açık ve mevcut tehlike” kriterinin var olması gerekir. Buna göre, yapılan konuşma veya öne sürülen düşünceler toplum açısından açık ve mevcut bir tehlike oluşturduğu takdirde yasaklanabilmekte, keza böyle bir tehlikenin varlığı somut olarak, açıkça tespit edilmedikçe söz konusu suçtan dolayı cezalandırma yoluna gidilemez.” açıklamasına yer verilmiştir.

kamu düzeni kavramı madde metnine konulmakla norm, içtihatlar ışığında soyut tehlikeyi değil somut tehlikeyi cezalandırır hale dönüşmüştür. Bir başka ifadeyle korunan hukuksal değer, somut tehlike ile karşı karşıya kalmalıdır. Gerekçede de ifade edildiği üzere, “tehlike suçları, ifade özgürlüğünün kullanılması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlaşılmalara elverişli bir alan yaratırlar. Bu bakımdan demokratik hukuk düzenlerinde, tehlike suçu yaratmaktan olabildiğince sakınılır, ancak, teknolojinin insan yaşamına bu derecede egemen olduğu bir dönemde bireyler, tehlikelerle çevrilmiş olarak yaşadıkları için tehlike suçlarına yer vermek zorunlu olmaktadır.”