İnternet Kurulu ve 5651 Sayılı Kanun’da Değişiklik Tasarısı

Hali hazırda var olan kuralların internet ortamına ve internet dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıklara uygulanması çoğu zaman bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Konu, bir internet sitesinin erişime engellenmesi olduğunda, mağdur, suçlu, üçüncü kişi gibi kavramlar alt üst olmaktadır. Örneğin; bir internet sitesinde, bir kullanıcının yazdığı yazı nedeniyle sitenin tamamen erişime engellenmesi durumunda öncelikle o sitedeki diğer yazarlar mağdur olmaktadır[1]. Yine o sitenin üyeleri ve ziyaretçileri veyahut bir konu hakkında araştırma yapan ve aradığı bilgiyi o sitede bulabilecek bir internet kullanıcısı da mağdur olmaktadır. Bu anlamda klasik bir suçun mağdurundan çok daha çeşitli mağdur süjeleri ortaya çıkmış bulunmaktadır.

 

Öte yandan bir internet sitesine erişimin engellenmesi temel hak ve hürriyetlerle son derece bağlantılı olduğundan her erişim engelleme, diğer bireylerin düşünce ve ifade özgürlüğüne bir müdahale oluşturabilmektedir. Örneğin, küçüklerin zararlı içeriklerden korunması için ‘zorunlu bir toplumsal gereksinim’ bulunduğu durumlarda bir erişim engelleme uygulaması planlansa bile, içerik temelli sınırlamalara ilişkin olarak devletin alacağı önlemler orantılı ve AİHS’nin 10. maddesine ve AİHM’nin içtihadına uygun olmalıdır[2]. Bu anlamda ilgili önlemler bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin zedelenmeyeceği bir uygulamanın yapılması gerekecektir.

 

5651 sayılı Kanun’un 8.maddesinin (Youtube sitesinin erişime engellenmesi kararında uygulanan madde de bu maddedir) uygulanmasında ve yorumunda; AİHS maddelerinin, AİHM içtihatlarının ve Anayasa Mahkemesi’nin koyduğu ölçütlerin yargıçlarımız tarafından hassasiyetle dikkate alınması çok önemlidir. Zira hukuk kurallarını vicdani kanaat süzgecinden geçirerek adaleti tecelli ettirmek makamında olan yargıçların alacağı kararların ve yapacağı işlemlerin öncelikle anayasal ilkelere ve kurullara uygun olması gerekliliği anayasal bir sorumluluktur. Bir başka deyişle anayasa normları ve anayasal ilkeler yalnızca kanun koyucu tarafından kanunlaştırma sürecinde dikkate alınması gereken temel esaslar değil yargıçlarımızın da somut olayla ilgili karar alırken uygulayacağı yasa hükmünün veya kullanacağı takdir yetkisinin kapsamını belirlemesi bakımından da öncelikle uygulaması gereken temel ilke ve normlardır. Bu durum Anayasanın 11.maddesi ile 138.maddesinin ilk fıkrasında açıkça ifade olunmuştur.

 

5651 Sayılı Kanun’da sayılan bu nedenlerle kamuoyu tepkisi ve sivil toplum kuruluşlarının da değişiklik önerileri sonrasında kanunun değiştirilip ifade özgürlüğü kapsamında iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik tasarısı gündemdedir.

İnternetteki yayınları düzenleyen 5651 sayılı kanun burada detaylarıyla bahsedildiği gibi binlerce sitenin ‘kanuna uygun’ bahanelerle erişime engellenmesine[3] zemin olmuş ve halen de 8. maddedeki katalog suçlar sansürün bir aracı olarak kullanılmaktadır.

5651 sayılı kanun sorunları da beraberinde getirdikçe da hem resmi hem de sivil kişiler / gruplar / topluluklar kendi aralarında bu yasanın öncesi, hali hazırdaki uygulaması ve sonrası için çalıştaylar düzenlemişlerdir. Son dönemde ise devletle sivil toplum arasında köprü kurmaya çalışmalarının bir sonucu olarak İnternet Kurulu (İK) adında bir kurul ve onun altında da bazı çalışma grupları[4] dertleri dinleyip düzenlemek için görevlendirilmiş ancak tüm sivil katılımlara karşın terazinin devlet ayağı her zaman için daha ağır basar gözükmektedir[5].

5651 sayılı kanunun 8. maddesindeki katalog suçların genişletilmesinden, kişisel mahremiyete kadar ‘adalet’i tartan önermeleri içeren ve 5651 sayılı Kanun hakkında bugüne dek yapılan çalıştayların da notlarıyla bir araya getirilmiş olan tüm öneri ve görüşler bir sayfada toplanmıştır[6].

Bu çalışmanın yazıldığı şu an için İK’nun hazırladığı bir taslak[7] söz konusudur; ancak ilgili taslağın metnine şu an için İK’nun sitesinden ulaşılamamaktadır. Taslağın genel amacı daha ziyadesiyle çoğunlukla yurtdışında yer alan sitelere erişim engelleme kararının verilmesinin zorlaştırıldığı bir prosedürün oluşturulmasıdır.

Esas önemli kısım ise içeriğin yayından kaldırılması talebinde hak ihlalinin kapsamının genişletilmiş olmasıdır. 9. maddede yapılacak değişiklik sonrası olumlu bir gelişme de bulunuyor, buna göre uyar-kaldır a uyulmaması sebebiyle 5651 sayılı kanun kapsamında hızlı bir şekilde site kapatma kararı verilemeyecek ve fakat ilgili kanunlara göre varsa mahkemeden ayrıca erişimin engellenmesi kararı, tazminat ve benzeri taleplerde bulunulabilir. buna göre Maddenin değişiklik sonrası hali de taslağa göre şu şekilde olacaktır;

 

MADDE 9–(1) 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Medeni Kanun’un 24. maddesi kapsamında korunan haklar da dahil, fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere içerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, uyar-kaldır yönteminin işletilmesi çerçevesinde içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.

(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde, hakkın ihlalini düzenleyen ilgili yasalarda öngörülen yetkili mercilere belirtilen süreler içerisinde başvurularak içeriğin yayından çıkarılması istenebilir. 8. Maddenin on dördüncü fıkrasında belirtilen durumlar dışında bu tür ihlaller ile ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilemez ve gereği için erişim sağlayıcılara bildirilmez.

 

Erişim engellemelerin dayanağı olan 8. maddenin 14. fıkrası da taslakta şu şekildedir:

 

Madde 8-(14) Erişimin engellenmesi kararı, ancak birinci fıkrada sayılan suçlar ve diğer kanunlarda açıkça belirtilen fiiller kapsamında, uyar-kaldır yönteminin öncelikle kullanılacağı haller dikkate alınarak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak verilebilir. Bunların dışında diğer suçlarla ve haksız fiillerle ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilemez. Bu hükümler çerçevesinde verilmiş ve itiraz üzerine kesinleşmiş olan erişimin engellenmesi kararları Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından gereği için erişim sağlayıcılara bildirilir.

 

Av. Serhat KOÇ


  1. Özel, Cevat, “5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Hakkında Düşünceler”, http://www.turkhukuksitesi.com/makale_626.htm .
  2. Akdeniz / Altıparmak, a.g.e., s.84.
  3. İnternet kullanıcılarının bulduğu 15 bin adet erişime engelli sitenin adları ve linklerinin listelendiği br site olarak bkz., www.engelliweb.com .
  4. Kurulun üyeleri için bkz., http://www.internetkurulu.org/tr/Uyeler.aspx  ; Çalışma gruplarının isimleri ve üye listeleri için bkz., http://www.internetkurulu.org/tr/CalismaGruplari.aspx
  5. Esasen 2011 yılının ortalarına kadar http://kurul.ubak.gov.tr/ adresinden erişilebilen ve halen de bu site altında hakkında bilgi olan İK artık http://www.internetkurulu.org/ adresinde güncel bilgi ve gelişmelere yer vermektedir. Bir resmi sayfa olan gov.tr uzantılı adrese içerik girmektense dernek\vakıf kullanımına uygun olan .org uzantısına sahip bir site tescil ettirip bu alan adından vatandaşlara ulaşmaya gayret göstermek de manidardır. Ayrıca http://www.internetkurulu.org/ adresinin sık sorulan sorular kısmında site ile ilgili teknik problem yaşanması halinde; bu çalışmanın yapıldığı tarihte İK başkanı olan Serhat Özeren’in yine aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğu  Telekomünikasyon Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği’nin http://teder.org.tr/ adresinin teknik sorumlusunun e-posta hesabına yönlendirme olması ve Ulaştırma Bakanlığı’na bir bağlantı olmaması da dikkat çekicidir
  6. Toplanan görüş ve öneriler için bkz., http://www.internetkurulu.org/tr/Gorusler.aspx
  7. Taslağın tam metni için bkz., http://yenimedya.files.wordpress.com/2011/10/5651-03102011.pdf