SİBER SUÇ SÖZLEŞMESİNE VE YARGITAYA GÖRE BİLİŞİM SUÇLARI

BİLİŞİM ALANINDAKİ SUÇLARIN YARGITAY KARARLARI

VE SİBER SUÇ SÖZLEŞMESİ IŞIĞINDA İNCELENMESİ

 

ÖZET

Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 243 ila 246. maddeleri arasında düzenlenen bilişim alanında suçların temel prensipleri, 2001 Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi (AKSSS) ve Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay’ının kararları ışığında incelenip değerlendirilecektir. Bundaki amacımız, Siber Suç Sözleşmesi’nin iç hukuka ne kadar ve nasıl aktarıldığını ortaya koymak ve mevzuatta ve\veya uygulamada yanlış ya da eksik gördüğümüz noktaları vurgulamaktır. Bu anılan amaçları gerçekleştirmek adına bu yazıda öncelikle, konunun çerçevesinde döndüğü internet ve siber suç kavramlarını anlamlandırma çabasına girişilmiş ardından da bilişim suçlarının Türk mevzuatına giriş aşamaları eski TCK’yı da içerecek şekilde değerlendirilmiştir. Bu hususlar detaylı olarak incelendikten sonra ise; kanunda bilişim suçlarını kategorize etmek adına kullanılan çeşitli terimlerden kaynaklanan tanımlama sorunlarına öğretiden görüşler eşliğinde değinilerek; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’nin ilgili hükümleri ile TCK maddeleri karşılaştırılmıştır. Bu değerlendirme yapılırken Yargıtay’ın konuya bakış açısının kavranması açısından ilgili olan ışık tutabilecek kararlarına da karşılaştırmalı olarak yer verilmiştir. Yazının sonunda ise ortaya konan somut durumlar neticesinde geleceğe dönük olmak üzere çıkarılan sonuçlar paylaşılmış ve Kasım 2010 itibariyle Türkiye tarafından imza konan Sözleşme’nin ülkemiz açısından ne gibi bir farkındalık ya da hukuk dünyamız için nasıl değişiklikler getirebileceği hususu konusunda da görüşler bildirilmiştir.

ABSTRACT

In this study, the articles 243-246 of the Turkish Penalty Code are examined. The basic principles of these articles on organized crime in the field of information technology evaluated in the light of the related articles of the Convention on Cybercrime of the Council of Europe and the decisions of the Turkish Supreme Court of Justice. Our aim is to make it clear whether Convention is implemented adequately or not. This paper also tries to set forth the gaps with respect to legislative and enforcement phases of the implementation process. In order to accomplish these purposes, primarily the concepts of “Internet” and “cybercrime” will be elaborated and the implementation stages of the cybercrime provisions into Turkish law will be evaluated, including a comparison with the former Turkish Penalty Code. Following the examination of these issues, the definition problems will be mentioned, which arise from the various terms that are used to categorize cybercrimes, along with the opinions of the doctrine. In addition to these assessments the Supreme Court’s decisions will also be mentioned within the scope of this article in order to shed light on the Supreme Court’s point of views. Consequently, this study appeared to set some points on the possible outcomes of the current situation and shared the opinions of the author with respect to the issues on the awareness that the Convention could create in Turkey and the changes that it will bring for the legal world.

ANAHTAR KELİMELER

Bilgi Teknolojileri Hukuku, Siber Suçla Mücadele, Türk Ceza Kanunu,  Avrupa Komisyonu Siber Suç Sözleşmesi, İnternet

KEYWORDS

Information Technology Law, Fighting Cybercrime, Turkish Penalty Code, the Convention on Cybercrime of  Council of Europe, Internet

 

I.  GİRİŞ

A. İNTERNETİ ANLAMAK

TCK’da bahsi geçen bilişim suçlarıyla ilgili kavramlardan bahsedebilmek için öncelikle İnternet olgusunu kavramak gerekmektedir. İnternet, her biri kendi içinde otonom olan ağların bütününden oluşan bir yapı olması itibarıyla bireysel olarak denetlenebilir olmasına rağmen global ölçekte denetimi ve yönetimi tam anlamıyla mümkün olmayan bir olgudur[1]. Ancak bu özelliği, hiçbir zaman İnternetin bir anarşi ortamı ve hukuk dışı bir kullanım aracı olmasına dayanak oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. İnternetin bugünkü boyutlarda yaşamımızı değiştireceği çoğu insanın aklına başlangıçta gelmemiştir, İnternet planlanamayan bir şekilde gelişmekte ve hukuk dâhil tüm yerleşik yerleşik yapıları zorlamaktadır. Öyle ki bizce de bu kaos benzeri kargaşa ve yabancılaşma ortamının hukuk alanında da kendisini gösteren yansımaları söz konusudur. “Bilgi teknolojileri ile işlenen suçlar her toplumda bilinmeyenleri çoğaltmakla kalmamış ayrıca hukukla teknoloji arasında da ‘karanlık bir bölge’ yaratmıştır[2].”

B.  BİLİŞİMİ VE BİLİŞİM SUÇLARINI TANIMLAMAYA ÇALIŞMAK

‘Bilişim’ kavramı, “…Bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akılcı biçimde toplanması ve işlenmesi bilimi, informatik[3]” olarak tanımlanmaktadır.

Bu anlamda bakıldığında bilişim suçlarının klasik anlamdaki suçların bir görünümü niteliğinde olduğu söylenebilir. Klasik suçlara ilişkin mevcut kurallar, ceza hukukunun genel ilkeleri uygun olduğu müddetçe, İnternet ortamında oluşan suçlara da uygulanabilecektir. Siber uzayın kendine özgü niteliğinden kaynak bulan ve mevcut normlarla karşılanamayan ihlaller bağlamında da ceza hukukunun genel ilkeleri izin verdiği sürece yeni hükümler ile düzenlenme yapılmaya çalışılmaktadır. Yaşanan güncel bir gelişmede “ILOVEYOU isimli bir bilgisayar virüsü tüm dünyadaki bilgisayarlarda 8 milyar dolarlık bir zarara yol açmıştı. Bunun üzerine de Filipinler Cumhuriyeti, yeni bir kanun çıkararak bilgisayar korsanlığının (hacking) Filipinler’de nasıl cezalandırılacağını düzenlemek zorunda kalmıştır. Uzmanlar ise küresel bir siber suçlar yasasının geliştirilmesinin çok uzun yıllar alabileceği konusunda hem fikir olmakla beraber yine de pek çok ülkede dolandırıcılık, yetkisiz giriş gibi eski suçların bu olayda da olduğu gibi bu türden yeni suç tiplerine uygulanabileceği görüşünde olduklarını ifade etmişlerdir.[4]

Bu çalışmadaki tüm tespit ve önermeleri esasen günümüz İnternetinin yaratıcılarından sayılan Vint Cerf’in İnternet hakkında söylediği “Ben ona bulut olamazsın demedim, adam olamazsın dedim.” cümlesinin eşliğinde düşünmek ve algılamak gerekir. Öyle ki bu cümlenin, çalışmamızın yoğunlaştığı tüm soru işaretlerini giderebilecek kapasitede olduğuna inanmaktayız. Cerf, İnternet alanında geçmişteki sorunlardan bazılarının henüz çözülemediğini hatırlatarak hayallerinden bahsederken de; “Çevrimiçi depolama hizmetlerinin gelişimi denince kapasite artışı anlaşılıyor, ancak teknolojinin içeriğinin geliştirilmesine, kullanışlı ve güvenli olmasına uğraşan çok az kişi var.” diyor ve ARPANET[5]’i diğer ağlara bağlamakta çektikleri zorluğu örnek gösteriyor:  “Bulut (cloud) adı verilen bu ağlar da, kendi içlerinde neyin ne olduğunu biliyorlar ancak kendilerinden başka bulutların da olduğundan bihaberler. Bu sorun çözülürse bağımsız bilgi kaynakları birbirlerinden yardım alıp hayatı büyük ölçüde kolaylaştırabilir.[6]”  Elbette ki, ister istemez bu noktada güvenlik sorunları ve hukuki problemler ortaya çıkıyor. Hangi tür bilgiler bu paylaşıma dâhil edilmeli? Vint, bize bunu sağlık bilgileri şu örnekle anlatıyor: “Böyle bir ağ paylaşımı sayesinde; acil durum halinde, bu bilgilere herhangi bir hastaneden ulaşılabilirse o an buna bir itirazımız olmayacaktır. Ama bu tür bilgilerin herkesçe her zaman erişebiliyor olmasına da alışmak zor olabilecektir. Buna önerilen çözümse; bu bilgilerin sadece kısa bir süre için erişilebilir olmasını sağlamak.[7]

Siber uzayda ortaya çıkan ve İnternet suçu olarak nitelendirebileceğimiz hukuka aykırı ihlal çeşitlerinin, gerçek dünya için öngörülmüş bulunan mevcut ceza hukuku normları ile karşılanabilir olup olmadıkları tartışmalıdır. Eğer İnternet suçu ile klasik suç arasında suçun yapısal unsurları bakımından bir fark yok ise, klasik suça ilişkin mevcut kural söz konusu İnternet suçuna uygulanabilecektir. Fakat siber uzay ortamında ortaya çıkan hukuka aykırı ihlal ile klasik suç arasında suçun yapısal unsurları açısından farklılık doğuyorsa, bu ihlali karşılamak üzere ceza hukukunun genel ilkeleri göz önünde tutularak yeni suç tipleri yaratılmalıdır[8].

Bu girişten sonra açıklamak gerekir ki: bu çalışmada ‘hukuk devletinde bilişim güvenliği’ noktasından yola çıkılmakla beraber özel olarak Bilgi Teknolojisi Hukuku temelinde, Türkiye’deki durumun Yargıtay kararları eşliğinde TCK bazında analiz edilmesi amaçlanırken Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi 2001 ile de karşılaştırılmalar yapılmış ve çözüm hareketleri bu çerçevede belirlenmeye gayret edilmiştir.

II.  GELİŞME

A. BİLİŞİM SUÇLARININ TÜRKİYE MEVZUATINA GİRİŞİ

 

Günümüzde de süregelen bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme trendi,  insanlık tarihi açısında bir devrim olarak kabul edilmekte ve hatta sanayi devrimi ile mukayese edilmektedir. 20. yüzyılda hayatımıza giren İnternet, yeni bir aydınlanma ve iletişim çağı başlatan teknoloji olarak: insanlığı akıl almaz bir seviyeye çıkartmasının yanı sıra bir dizi sorunu da beraberinde getirmiştir. Özellikle sorumluluk bilinciyle bağdaşmayan ve İnternet ahlakına ve demokrasisine aykırı hareketler konunun hukuki boyutunu ortaya çıkarmıştır.

 

Bu tür suçlar özellikle dijital ortamdaki değerlere yapılan saldırılardır ve genellikle bankalardaki finans kayıtları, hastane kayıtları, askeri bilgiler vb. bu saldırılara maruz kalma potansiyeli taşımaktadır. Bildiğimiz klasik suç tiplerinden olan hırsızlık, soygun, terörizm, sabotaj, kaçakçılık ve birçoğunun dijital ortamda da yerini alıyor olması da ayrıca kaçınılmaz bir olgudur.

Bilişim dünyasında yaşanan yukarıda değindiğimiz bu olumsuz gelişmeleri gören birçok ülke kendi mevzuatlarında değişiklikler yaparak bu olumsuzlukları gidermeye çalışmıştır. Türkiye’de ise önce 765 sayılı eski TCK’ye bilişim suçları bölümü eklenmek suretiyle bu durum önlenmek istenmiştir. Ancak çok iyi bir şekilde kaleme alınmadığı ve tanımlanmadığı için bilişim suçları ile mücadele etkin olamamıştır. 5237 sayılı yeni Ceza Kanunumuzda ise bu durum komisyon çalışmaları sırasında daha dikkatli incelenmeye çalışılmıştır. 5237 sayılı yeni TCK’de bilişim suçları, 2. kitap, 3. kısım, 10. bölüm başlığı altında düzenlenmiştir.

Ancak altını çizmek gerekir ki, 1982 Anayasası’nda da konuyla ilgili olduğu düşünülebilecek hükümler bulunmaktadır: haberleşme hürriyetini düzenleyen 22. Madde ile: herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı şekilde, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “İlkeler” kenar başlıklı 4/1 maddesinde, “İlgili merciler tarafından elektronik haberleşme hizmetinin sunulmasında ve bu hususta yapılacak düzenlemelerde bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi ilkesi” yer almaktadır. Ayrıca kanunun “İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri” kenar başlıklı 12. maddesinde Kurumun işletmecilere, kişisel verilerin ve gizliliğin korunması, afet durumlarındaki haberleşmenin kesintisiz devam edebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, elektronik haberleşme şebekelerinin bütünlüğünün idame ettirilmesi, izinsiz erişime karşı şebeke güvenliğinin sağlanması, hizmet kalitesi de dâhil olmak üzere standartlar ve özelliklere uyumluluk sağlanması gibi yükümlülükler getirebileceği düzenlenmiştir.

TCK’nin İnternet suçlarına ilişkin boşluğunu özel bir kanunla doldurabilmek[9] adına da, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Kanun Tasarısı[10]” 2006’da gündeme gelmiştir[11]. Taslağın pek çok maddesinde yapılan suç tanımlarının soyut olduğu ve bazı maddelerin de TCK’nin ilgili maddelerinde nitelikli hal olarak düzenlenmesinin daha uygun olacağı hususunda eleştiriler getirilmiş[12] ve sonuçta taslak yasalaşmamış ve belki de yerini bir ölçüde 5651 sayılı yasaya bırakmıştır.

Bilişim maddeleri haricinde yer alan bu suçları göstermeye çalışırsak: TCK’ye göre casusluk kişiler arasındaki haberleşmeyi ihlal edecek şekilde yapılmış ise, TCK 132. maddeye göre fail hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir. Hırsızlık suçunun nitelikli hallerini düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde, hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerini düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasında dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde cezalandırılacağı ifade edilmektedir. Şirket içi casusluk faaliyetleri sonucunda şirkete ait bilgiler, formüller, sınaî veya fikri haklar, müşteri portföyü gibi bilgiler üçüncü kişilerin eline geçerse, TCK’nın 239. maddesine göre; sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri, yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikâyet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabilecektir. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde ise yine aynı cezaya hükmolunabilecektir. Burada bahsedilen suç, bilişim suçları kapsamında düzenlenmemiş olmasına rağmen, casusluk bilişim yoluyla da rahatlıkla işlenebilecektir. Fıkrada sayılan bilgileri, bilişim alanına yetkisiz şekilde girerek sızdıran kimseler hakkında, somut olayın özelliğine göre ceza uygulanabilecektir[13].

Geçtiğimiz yıllarda, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Kanun Tasarısı” adıyla ortaya çıkartılan bir tasarı da kanunlaşamayarak rafa kaldırılmış yerine bu tasarının gerekçeleriyle bağdaşmayan 5651 sayılı kanun yasalaşmıştır. 2006 yılının sonbaharında gündeme gelen bu tasarı, Adalet Bakanlığı tarafından görüşe gönderilen tasarılar arasında yayınlanmıştır. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün İnternet sayfasında tasarı ile ilgili açıklama olarak şu bilgiye yer verilmiştir: “Avrupa Konseyinin 186 sayılı Siber Suçlarla Mücadele Sözleşmesi ile yabancı ülke mevzuatlarından da yararlanılarak, Ülkemizde giderek yaygınlaşan İnternet kullanımı sonucu ortaya çıkan suçların cezalandırılabilmesi ve Türk Ceza Kanununda bu konuda mevcut boşluğun doldurulması yönünde hükümler içeren yeni bir kanun tasarısı hazırlanması plânlanmaktadır[14]“.

Zamanında http://www.kgm.adalet.gov.tr/gorus/bilisim.htm adresinden görüşe açılan bu tasarı bugün aynı sitede bulunmamakta ancak tasarıya başka İnternet sitelerinden ulaşılabilmektedir[15]. Yedi bölümden oluşan bu tasarının birinci bölümünde, tasarının kapsam ve amacı belirtilmek suretiyle tasarıda geçen terimlerin tanımları başarılı şekilde yapılmış, ikinci bölümde ise, İnternet ortamında aktörlerin in sorumlulukları belirlenmiştir. Tasarının üçüncü bölümünde, bilişim sistemleriyle ilişkili suçlar düzenlenirken, dördüncü bölümde ise bilişim sistemleriyle bağlantılı haldeki suçlar düzenlenmiştir. İçerik temelli suçlar başlıklı beşinci bölümde çocuk pornografisi, tehdit, şantaj gibi suç unsurları barındıran içerikle ilgili düzenlemeler ve hatta idari yaptırımlar öngörülmüştür. Soruşturma ve kovuşturma usulüne ise altıncı bölümde yer verilmiş, yedince ve son bölümde de tasarıyla getirilmesi öngörülen yönetmelikler ve bazı geçici hükümler düzenlenmiştir.

Tasarı ile ülkemizde kullanımı yaygınlaşan bilişim ağlarının ortaya çıkarmış olduğu hukuki ve cezai sorunların çözüme kavuşturularak bilişim ağı alanında hukuk sistemimizin Avrupa Birliği normları ile uyumunun sağlanması amaçlanmıştır. Taslakta cezai hükümler olarak şu başlıklar bulunmaktadır: Bilgilerin Gizliliği, Bütünlüğü ve Elde Edilmesine İlişkin Suçlar (Bilişim sistemine girme ve veri elde etme, verilere, programların bütünlüğüne veya sistemin çalışmasına müdahale, hukuka aykırı donanım veya program), Bilişim Sistemi Bağlantılı Suçlar (Bilişim sistemini kullanarak sahtecilik, bilişim ortamında yarar sağlamak, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, yanıltarak bilgi toplamak, taklit yoluyla yanıltmak), İçerik Bağlantılı Suçlar (Çocuk pornografisi bağlantılı suçlar, devletin güvenliğine ve kamu barışına karşı işlenen suçlar), İdari Yaptırımlar (Kararın yerine getirilmemesi, cezaların arttırılması, tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması, idari para cezaları).

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı bu taslak özünde tam bir ceza hukuku metni niteliği taşımaktaydı. Öyle ki: ”servis sağlayıcıların, yer sağlayıcı şirketlerin ve İnternet kafelerin sorumluluklarına ilişkin idari suçlar ve bunlara getirilen idari yaptırımlar da bulunmasına rağmen, taslağı hazırlayanların asıl amacı İnternet’i düzenlemek için web sitelerine erişimin engellenmesi ya da sansür yolunda kurallar getirmek değil, yeni suçlar yaratmaktır. Bu yönteme paralel olarak ve 5651 Sayılı Kanun’un aksine, taslak idari birimlere erişim engelleme yetkisi de vermemiştir.[16]

Bu tasarı hakkında bir diğer çok önemli gördüğümüz husus ise: adli bilişim uzmanı terimine ilk kez yer verilmiş olmasıdır.  Tasarının 35. Maddesi ile: “Bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak sadece adli bilişim uzmanı yetki belgesi olanlar bilirkişilik yapabilir.” ve “Adli bilişim uzmanları hakkında sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bilirkişiliğe ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde tartışmaya çok açık iki hüküm de getirilmişti. Ayrıca, kanunun yürürlük başlıklı 41. maddesine göre, adli bilişim uzmanına ilişkin 35. madde, kanunun yürürlüğünden iki yıl sonra yürürlüğe girecekti ve adli bilişim uzmanlığına ilişkin ayrıntılar da çıkarılacak yönetmelikte belirlenecekti. Tabi ki bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Tasarı gündemdeyken bu tasarının getirecekleri ve götürecekleri üzerine pek çok haber de yapılmıştı[17].

Taslağın pek çok maddesinde yapılan suç tanımlarının soyut olduğu ve bazı maddelerin de TCK’nin ilgili maddelerinde nitelikli hal olarak düzenlenmesinin daha uygun olacağı hususunda eleştiriler getirilmiştir. Ayrıca tasarının en çok eleştirilen maddelerinden biri olan 17. maddesindeki “araçları kötüye kullanma” suçunun tanımı nedeniyle bilimsel, eğitim, teknoloji geliştirme ve benzeri amaçlarla yapılan faaliyetler bile suç konusu haline gelebileceğinden, bu maddedeki suçun belirgin hale getirilmesi amacıyla Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki kriterlerin taslağa alınması gerekliliği üzerinde durulmuştur. En büyük eleştiri ise: 24. maddedeki “içeriği üreten” deyimine gelmiştir. Öyle ki: “Anayasamız ve tarafı olduğumuz Uluslar arası temel İnsan Hakları belgelerine aykırıdır.  Maddenin bu şekli ile yasalaşması halinde, bir yazının sadece bilgisayarda yazılması, ya da kişiye ait bir fikir, ses ya da görüntü olarak bilgisayara kaydedilmesi (üretilmesi) başlı başına suç haline getirilmesi gibi sakıncalı bir durum yaratabilir.  Demokratik toplumlarda, düşüncenin cezalandırılması düşünülemez.  İfade edilmemiş, başkaları ile paylaşıma açılmamış bir fikir, sadece bilgisayar sisteminde üretildiği için ceza verilmeye kalkışılması, düşünce hürriyetinin sınırlandırılması ve düşüncenin kendisinin cezalandırılması olacaktır.[18]

Tam da bir torba kanundan beklenebileceği gibi kumar, pornografi, içerik suçları, verilere ve sistemlere karşı suçlar vs. gibi hemen hemen her alanı düzenlemeye çalışan bu tasarı ile kişilerin ifade ve bilgiye erişim özgürlüğünün esas kabul edildiği ve bu özgürlüklerin de ancak kanunlarda belirtilen hallerde sınırlandırılabileceği ifade edilmişti. Bilişim ağı hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin temelde serbest olduğu ve bunlara başlamanın, yürütmenin ve sona erdirmenin izne, bildirime veya başka bir koşula bağlı yapılmayacağı da düzenlenmişti. Bu şekilde iyiniyetli gerekçelere ve ifadelere sahip bu tasarının yeni bir sansür kaynağı teşkil edebileceğinden korkmuştuk o zamanlar. Şimdilerde de temel gerekçesi çok demokratik ve insani gözüken ve hatta aslında çoğu yeri de güzel kaleme alınmış bulunan 5651 sayılı Kanun’un uygulanması esnasında yapılan hukuk katliamlarını gördükçe bu görüşlerimizi Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk uygulaması coğrafyasında tekrar hak vererek hatırlıyoruz.

Bu çalışmanın konusunu oluşturan olayların her aşamada sağlıklı olarak aydınlatılabilmesi açısından gerçek adli bilişim uzmanlarına ihtiyacımız olduğu açık bir gerçektir. Bu konuda uzman kabul edilmek için birtakım sertifika programları mevcuttur. Bu sertifika programlarından en çok kabul edilenleri ise şunlardır: (ENCE), (CCE), (CCCI), (CFCE), (CIFI), ve (PCI). Ülkemizde bu konuda çalışan kurumsallaşmış bir yapı yoktur. Bireysel olarak adli bilişim uzmanlığı sertifikasına sahip olup çalışmalar yürüten ve mahkemelerde bilirkişilik yapan az sayıda uzman, özveriyle bu konularda çaba sarf etmektedir. Adli bilişimin, çalışmak üzere uzmanlarını beklediğini söylemek, haksız bir tespit olmayacaktır[19].

Aynı bu tasarı gibi tarihin tozlu raflarına kaldırıldığını düşündüğümüz bir diğer husus da Yargı Bilişimi Kurumu’nun kurulmasıdır. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün İnternet sayfasında Yargı Bilişimi Kurumu’nun kurulacağına ilişkin bir haber yer almaktadır. Bu konuyla ilgili sayfada: “Üzerinde Çalışılan Konular” başlıklı sayfada yer verilen açıklamada ise şöyle denilmektedir: “Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu, adlî ve idarî yargı birimleri, Bakanlık merkez ve taşra teşkilâtı, bağlı ve ilgili kuruluşlarıyla iş birliği yaparak, yargı sisteminin güvenilirliğini, doğruluğunu en üst düzeyde sağlamak ve işleyişine hız kazandırmak amacıyla mahkemelerce yapılan işlemler de dâhil olmak üzere yargıyı ilgilendiren tüm adlî ve idarî iş ve işlemlerin elektronik ortamda yapılması için Ulusal Yargı Ağı Bilgi Sistemini kurmak, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak, geliştirmek, bunlara ait hizmetleri ilgili birimlerle birlikte yürütmek, dahili ve harici birimlerle veri alışverişini sağlamak ve diğer bilişim faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak anılan birimler arasında işbirliğini ülke düzeyinde ve bölgesel olarak sağlamak ve uluslararası alanda da faaliyet göstermek üzere, Adalet Bakanlığına bağlı olarak Yargı Bilişim Kurumunun kurulmasına dair hükümler içeren taslak hazırlanması amacıyla yapılan çalışmalar devam etmektedir.[20]” denilmektedir.

Türkiye’de TCK dışında bilişim suçlarının hüküm altına alınması hususunda gözümüze çarpan ilk örnek şudur: 05.12.1951 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2. maddesinde 07.06.1995 tarihli 4110 sayılı kanunla yapılan değişiklikle “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları” da “eser” sayılmak suretiyle bu özel kanun kapsamındaki fiiller bilgisayar programlarına yönelik olmak üzere de suç sayılmaya başlanmıştır. Ayrıca Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un mal tanımına 2003 yılındaki değişiklik ile  “elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları” da ilave edilmiş, mesafeli sözleşmelerde elektronik ortamda yapılan sözleşmelerin teyit işlemlerinin yeni elektronik ortamda yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer bir önemli düzenleme olarak bahsetmemiz gerekir ki: bilgi güvenliği ve bilişim alanında TCK dışında düzenlenmiş cezai maddelere, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununda da yer verilmiştir. Anılan yasa elektronik ortamda, güveni ve inkâr edilemezliği sağlamaya yönelik olarak getirilmekte ve ıslak imza ile aynı sonucu doğuran düzenlemelere yer verilmektedir. Yasanın 16. maddesinde elektronik imza oluşturma amacı ile ilgili kişinin rızası dışında, imza oluşturma verisi veya imza oluşturma aracını elde eden, veren, kopyalayan ve bu araçları yeniden oluşturanlar ile izinsiz elde edilen imza oluşturma araçlarını kullanarak, izinsiz elektronik imza oluşturanlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir denmektedir. Aynı yasanın 17. maddesinde de elektronik sertifikalarda yapılacak sahteciliklerle ilgili yaptırımlar belirlenmiştir. Tamamen veya kısmen sahte elektronik sertifika oluşturanlar veya geçerli olarak oluşturulan elektronik sertifikaları taklit veya tahrif edenler ile bu elektronik sertifikaları bilerek kullananlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacaklardır.

B. TCK’DAKİ BİLİŞİM SUÇLARI DÜZENLEMELERİ

1.  765 SAYILI KANUN DÖNEMİ[21]

Bilişim suçu kavramı, Türk Ceza Hukuku’na ilk defa 1991 yılında 765 Sayılı Kanun’un 525. maddesi ile girmiştir. Maddenin bentlerinde sayılan suçlar ise şu şekilde sıralanabilir: Sistemde yer alan ve sır olan bilgiyi hukuka aykırı elde edip öğrenmek; zarar vermek için sistemdeki bilgileri kullanmak, nakletmek, çoğaltmak; zarar vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadı ile sistemi ve unsurlarını tahrip etmek, değiştirmek, silmek; sistemin işlemesine engel olmak, yanlış biçimde işlemesini sağlamak; sistemi kullanarak hukuka aykırı yarar sağlamak; dolandırıcılık; sistemi kullanarak sahtecilik yapmak[22].

2.  5237 SAYILI KANUN DÖNEMİ[23]

5237 sayılı yeni TCK’nin 2. kitap, 3. kısım, 10. bölümünün başlığı “Bilişim Alanında Suçlar” şeklinde olup; 243. ila 245. maddeler arasında bu suçlar tanımlanıp müeyyidelerine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.  Aynı başlıktaki 246. maddede bu suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirlerine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. TCK’deki bu doğrudan bilişim suçları ile ilgili düzenlemelerin yanında, bilişim sistemleri ile işlenebilecek ancak tek başlarına tamamen bilişim suçu olarak adlandırılamayacak kişisel verilerin kaydedilmesi (m. 135), kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme (m. 136) ve verileri yok etme (m. 138) gibi suçlara da bu kanunda yer verilmiştir.

3.  TANIMALAMA SORUNLARI

Bilişim sistemlerine ve verilere karşı suçlardan bahsederken bu kavramların tanımlarını doğru yapmak son derece önemlidir. Dülger’e göre: “Veri; her türlü bilginin, bilgisayarın işlem yapabileceği, sonuçlar üretebileceği, saklayabileceği ve gerektiğinde yeniden okuyabileceği şekilde sayısal birimlere dönüştürülmüş halidir[24].” AKSSS’nin 1. maddesinde bilgisayar sistemi terimi, “bir veya birden fazlası belirli bir yazılım çerçevesinde otomatik olarak veri işleyebilen bir cihazı veya birbirine bağlı veya birbiriyle ilişkili bir dizi cihazı ifade edecektir[25]” şeklinde tanımlanırken, 5237 sayılı TCK’nin 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sistemi ise “veri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir[26]” şeklinde ifade edilmiştir. “Madde gerekçesi esas alındığında, manyetik olmayan fakat tanımda yer verilen diğer işlemleri yapabilen bir sistem, bilişim sistemi kapsamına girmemektedir[27].” Bu nedenle 765 sayılı TCK’de yer alan bilgileri otomatik isleme tabi tutan sistem” ifadesi yerine, 5237 Sayılı TCK’de “bilişim sistemiifadesinin kullanılmış olması karşısında, bu iki ifadenin farklı olup olmadığı da tartışmalı görülmektedir[28].

4.  BİLİŞİM SUÇLARI ALANINDAKİ MADDELERİN DETAYLI OLARAK İNCELENMESİ

a. TCK 243. Madde

  1. maddenin ilk fıkrası ile birlikte hukukumuz bilişim sisteminin her alanına yetkisiz olarak her ne suretle olursa olsun girmeyi ve girdikten sonra orada kalmayı suç olarak saymıştır. Buna maddeye ilişkin emsal niteliğinde Yargıtay kararları mevcuttur[29]. Anayasadaki “özel hayat” ve “mülkiyet hakkı” maddelerine uygun bir düzenleme olan 243. madde AKSSS’ndeki yasa dışı erişime ilişkin 2. maddeye de paralel bir düzenlemenin Türk Hukuku’na aktarılmış halidir. Eski TCK’de düzenlenmemiş olan “bilişim sistemine yetkisiz girilerek içindeki bilgilerin ele geçirilmeden öğrenilmesi” şeklindeki bilişim sistemlerinin salt güvenliğinin ihlali de artık isabetli bir şekilde suç sayılmıştır.

Uygulamadan örnek olması içinse Yargıtay’ın şu kararı gösterilebilir: “Sanığın, hesaba internet üzerinden izinsiz giriş yaptıktan sonra hesapta oynama yaparak başka bir hesaba havale yapmadığının kabulü karşısında sanığın eyleminin 243/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde (TCK’nin 244/4 maddesince) hüküm tesisi yasaya aykırıdır .”Altını çizelim ki; bu maddeye göre verilebilecek hapis cezaları şartları varsa ertelenebileceklerdir ki bu da caydırıcılığı azaltmaktadır.

b. TCK 244. Madde

  1. madde sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme konularında cezai yaptırımlar öngörmektedir. Bu düzenleme ile mülkiyet hakkının yanı sıra özel hayat ve kişisel bilgiler de korunmaktadır. İlk fıkra sistemin işleyişini özne olarak alırken, ikinci fıkra veriyi özne konumuna geçirmiştir[30]. Bu madde AKSSS’nin sistemlere müdahale başlıklı 5. ve verilere müdahale başlıklı 4. maddelerine uyumluluğu sağlayan bir iç hukuk düzenlemesidir.

İçtihatlarda bilişim suçu yerine dolandırıcılık suçunun oluştuğunun kabulüne ilişkin kararlar mevcutsa da[31] bu durumun hatalı olduğunu gösterir örnek bir karar olarak şu gösterilebilir; “Sanığın, şikâyetçilere ait hesaplardan internet aracılığı ile kendi hesabına para aktarmaktan ibaret eyleminde gerçek kişiye yönelik hile ve desise bulunmadığı gözetilmeden 5237 Sayılı TCK’nin 244/4. maddesi yerine suç  vasfında hataya  düşülerek dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır[32].”

Bu konuda doğru ve net ifadeler taşıyan ve karşı oy da içeren örnek bir Yargıtay CGK. kararında şu ifadeler kullanılmaktadır: “Hırsızlık suçu bilişim sisteminden yararlanılarak işlenmiş olup dolaylı bilişim suçu mevcuttur ve sanığın eylemi tali norm niteliğinde bulunan 244/4. maddesindeki suça uygun olmayıp daha ağır cezayı gerektiren 142/2-e maddesindeki suça uygun bulunmaktadır.[33].” Bu kararda çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyesi Kubilay Taşdemir’in şu görüşlerini biz de paylaşıyoruz; “5237 sayılı TCK, ‘veri’yi taşınır bir mal olarak tanımlamadığına göre, veriyi temel almak suretiyle bilişim sistemleri kullanılarak elde edilen haksız edinimleri hırsızlık suçu olarak nitelendirmek TCK’daki “Suçta ve Cezada Kanunilik” ve “Kıyas Yasağı” ilkeleri karşısında olanaklı değildir. Bu nedenlerle somut eylemde, hırsızlık suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmesi nedeniyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.”

c. TCK 245. Madde

  1. madde ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması hakkında mevzuatımızda ilk kez cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Bu suç mal varlığına ilişkin olduğundan bilişim suçları başlığında düzenlenmemesi gerektiği düşünülebilecektir. Öyle ki; bu suçla benzer olan banka veya kredi kartı kullanmadan kişilerin hesap numaralarını veya şifrelerini öğrenerek hesaplarından para çekilmesine veya İnternetten banka ve kredi kartı numaralarının öğrenilerek alışveriş yapılmasına TCK m. 245. uygulanmamalı ve fakat m. 142. f. 2 b. e’deki hırsızlık ve m. 158. f. 1 b. f’deki dolandırıcılık hükümleri uygulanmalıdır. Maddenin en önemli konularından biri olan İnternet bankacılığı ise Yargıtay kararlarında sıkça tartışılmaktadır[34]. Sahte kart konusunda: “Başkasına ait nüfus cüzdanını kullanarak bankaca basımını sağladığı kredi kartı sahte oluşturulan kart niteliğinde olup… sanığın eylemi TCK m. 245/3 kapsamında değerlendirilmelidir[35].” Şeklinde doğru olduğunu düşündüğümüz bir karar da bulunmaktadır.

Madde fıkraları değerlendirildiğinde: ortada fiziki olarak gerçek bir kart ya da fiziki olarak sahte üretilmiş bir kart olması gerektiği anlaşılacaktır. Türk Ceza Kanunu hazırlanırken bu husus, birçok akademisyen tarafından eleştirilmiş ancak kanun koyucular tarafından bu konu dikkate alınmamıştır. Ne olursa olsun, 245. maddedeki suçun işlenmiş sayılması için ya gerçek bir kredi kartı bulunmalı, ya da sahtesi oluşturulmuş bir kredi kartı olmalıdır. Gerçek bir kart ya da sahtesi imal edilmiş bir kartın bulunmadığı hallerde: normu uygulayan yargıcın bu durumu gözetmesi gerektiği açıktır.

TCK Md. 245’deki bu suçlar CMK’nun 250. maddesinin kapsamına girmediğinden, bunlara ilişkin davaların Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmeleri gerekir. Öyle ki 5235 sayılı Kanun’un 14. Maddesine göre mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur. Aynı kanunun, 12. Maddesi ağır ceza mahkemelerinin görevini düzenlerken: Asliye Ceza mahkemesinin görevini düzenleyen 11. Maddesine göre de kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, Sulh Ceza ve Ağır Ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere Asliye Ceza Mahkemelerince bakılır.

Ancak bu suçla benzer olan banka veya kredi kartı kullanmadan kişilerin hesap numaralarını veya şifrelerini öğrenerek hesaplarından para çekilmesine veya İnternetten banka ve kredi kart numaralarının öğrenilerek alışveriş yapılmasına TCK 245 uygulanmamalı ve fakat bunlara 142/2. maddedeki hırsızlık ve 158. Maddedeki dolandırıcılık hükümleri uygulanmalıdır.

Sisteme yanlış veya eksik bilgiler verilmek sureti ile faile yarar sağlayacak şekilde veriler elde edilmek üzere girişilen eylemlere bilgisayar dolandırıcılığı denilmektedir. Ancak bilgisayarlar insanlar gibi irade sahibi olmadıklarından, iradesi etkilenip, hile, yalan ve desise ile yanıltılamayacaklarından bu eylemler klasik dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturamazlar.

Nitelikli dolandırıcılık başlıklı TCK Md. 158/1 hükmüne göre: “Dolandırıcılık suçunun; bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.“ Ancak dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için eylemin insan ya da insanlara yönelmiş olması gerekir. Fail sadece sistemi aldatmaya yönelik harekette bulunmuşsa: TCK Md. 244/3 uygulanabilir. TCK Md. 244. Maddenin fıkralarında hükmün amacı açıkça ortaya konmuştur.

Kredi kartlarına ilişkin suçların işlenme şekillerinden ötürü; zincirleme suç mefhumunu düzenleyen TCK 43’ü de incelemek yerinde olacaktır: bir suç işleme amacının gerçekleştirilmesi için değişik zamanlarda bir kişiye ya da mağduru belli bir kişi olmayanlara karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

C. AVRUPA BİRLİĞİ’NDEKİ GELİŞMELER

 

AB’nin, 2000/31 sayılı Bilgi Toplumu Hizmetlerinin, Özellikle Elektronik Ticaretin Ortak Pazardaki Bazı Yönleri Hakkında Direktifi v e 1997/66 – 2002/58 sayılı Elektronik İletişimde Kişisel Verilerin İzlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Yönergesi ile üye ülkeler için konuya ilişkin birtakım yükümlülükler öngörülmüştür. AB’nin 2000/31 sayılı e-ticaret Direktifi ile bilgi toplumu alanında hizmet verenlerin tabi olacakları hükümler, genel bilgilendirme yükümlülükleri, ticari iletişim için gerekli şartlar, istenmeyen elektronik iletiler, elektronik vasıtalarla yapılacak sözleşmelere uygulanacak kurallar ve sözleşme öncesi verilmesi gerekli bilgiler, ara hizmet sunucularının sorumlulukları ve mesleki davranış kurallarına ilişkin olarak üye ülkelere bir takım sorumluluklar yüklenmektedir.

 

Elektronik İletişimde Gizliğinin Korunması Yönergesinde ise; Topluluk içinde elektronik iletişim ekipmanları ile elektronik iletişim vasıtasıyla işlenen kişisel verilerin, temel haklar ve özgürlüklerin korunması ilkesi de dikkate alınarak eşit seviyede korunmaları ve bu şekilde serbest dolaşımlarının sağlanması amaçlanmakta, bu çerçevede elektronik iletişime ilişkin bir kısım tanımlar yapılarak iletişimin gizliliğinin korunması, gerekli güvenlik tedbirleri, trafik bilgilerinin saklanması gibi konularda hükümler içermektedir.

D. AVRUPA KOMİSYONU SİBER SUÇ SÖZLEŞMESİ

Günümüz dünyası açısından bilişim suçları konusunda temel uluslararası düzenleme, 23 Kasım 2001 tarihinde Budapeşte’de imzaya açılan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi olmuştur. Türkiye bu çalışma yazılmaya başlandığında sözleşmeyi imzalamamışken 10.11.2010 tarihinde sözleşmeye imza koyma iradesini göstermiştir[36]. AKSS ilk olarak, 1997 yılında AK Bakanlar Komitesi’nin, uzmanlardan siber suç kapsamına giren konulara ilişkin bağlayıcı özelliğe sahip olacak hukuki bir metin hazırlanmasını talep etmesi ile gündeme gelmiştir[37].

28.01.2003 tarihinde de Strazburg’da, Siber Suç Sözleşmesine Ek, Bilişim Sistemleri Aracılığıyla İşlenen Irkçı ve Yabancı Düşmanlığı Nitelikli Eylemlerin Suç Haline Getirilmesine Dair Protokol, 26 üye ülke tarafından imzalanmıştır. Türkiye henüz bu sözleşme ve onun eki niteliğindeki protokolü imzalamamıştır. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi 23.04.2005 tarihi itibariyle, 38’i üye ve 4’ü üye olmayan (ABD, Japonya, Kanada ve Güney Afrika) toplam 42 ülke tarafından imzalanmış bulunmaktadır. Bu sözleşme, çoğu zaman sınır aşan nitelik taşıyan bilişim suçları ile mücadelede ortak bir ceza politikasının oluşturulması için hazırlanmıştır.

Sözleşme Türkiye tarafından imzalanmadan önce, Ekim 2008 tarihinde Abant’ta bir “Siber Suç Sözleşmesi Semineri” gerçekleştirilmiştir. AK Ekonomik Suçlar Bölümü Başkanı Seger’in o gün söyledikleri de bugün geldiğimiz aşamada oldukça manidar gözükmektedir: “Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olması özellikle politik bir iradenin sergilenmesi için çok önemli.[38]“Sonuç bildirgesinde ise bugüne ışık tutabilecek başlıklar mevcuttur: “Mevcut mevzuat Sözleşme gereklerinin birçoğunu karşılamaktadır; az olmak kaydıyla çekince sunma imkânı da vardır, Türkiye, ceza kanununda bazı değişiklikleri yapmak suretiyle Sözleşme’yi onaylayabilir[39].”

Sözleşmede hem bugünkü hem de gelecekteki teknolojiler için geçerli olabilmesi amacıyla teknolojiden bağımsız bir dil kullanılmıştır[40]. Sözleşme, İnternet veya siber uzay kavramlarını hiç kullanmamış ve bilgisayar verilerine ve sistemlerine hukuka aykırı müdahaleleri suç olarak belirlemiştir[41]. Bu yüzden de, Sözleşmeye göre siber suçların işlenmesi için bir bilgisayar sisteminin varlığı zorunlu olarak görülmektedir.

Sözleşmede uluslararası işbirliği için yöntemlerin tanımlanmasının ve yeni teknolojilerin kullanımı ile ilgili suçlara ait ortak tanımların varlığıyla[42] beraber ağ güvenliği ihlalleri ve siber suçla mücadelede kullanılacak olan yetki ve prosedürler de[43] yer almaktadır. Suçlar ise şu şekilde kategorize edilmiş bulunmaktadır: bilgisayar veri ve sistemlerinin gizliliğine, bütünlüğüne ve ulaşılabilirliğine yönelik suçlar, bilgisayar marifetiyle işlenen suçlar, içerikle ilgili suçlar (çocuk pornografisi vs.), telif hakları ve bağlantılı hakların ihlali ile ilgili suçlar. Sözleşmenin usul hukuku kısmı ise cezai soruşturma ve delil toplanması amacıyla ulusal düzeyde alınacak usul tedbirlerini açıklamaktadır[44].

TCK’deki bilişim suçları maddeleriyle karşılanmış olan maddi ceza hukukuna ilişkin olan birinci kategoriyi oluşturan suçlar ise; hukuka aykırı erişim (m. 2), yasadışı müdahale (m. 3), verilere müdahale (m. 4) ve sisteme müdahaledir (m. 5). Ayrıca ifade etmek gerekir ki: esasen diğer suçların işlenmesi için yapılan hazırlık hareketleri niteliğinde olan ve sözleşmenin 6. maddesindeki bilgisayar sistemlerine zarar veren aygıtların üretilmesini, satışını, ithalini yasaklayan hüküm ile sisteme zarar verici davranışların önü kesilmek istenmiş ancak bu suç tipine TCK’deki bilişim suçları başlığı altında yer verilmemiştir.

III. SONUÇ

Hayatımızın her alanında yer alan bilgi ve iletişim teknolojileri benzeri görülmemiş ekonomik ve toplumsal değişimlere yol açmaktadır[45]. Bunun da yeni suç türlerinin ortaya çıkması ve eski suçların yeni teknolojiler aracılığıyla gerçekleştirilmesi gibi negatif bir sonuç yaratmaktadır. Bilişim ortamında işlenen suçların hızlı bir şekilde artması, bu suçların ortaya çıkarılmasında yaşanan güçlükler, bu tür suçların işlenmesinin kolay olması, ortaya çıkan zararların fazlalığı ve sınır tanımazlığı uluslararası yasal düzenlemeleri gündeme taşımaktadır. Bir ülkedeki soruşturmada karşılaşılan bir suç diğer ülkede suç niteliği taşımadığında artık o ülkeden gerekli bilgilerin alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. Bu amaçla uluslararası suç tanımının yapılmasına dair çalışmalarda işbirliğinin her seviyede gerçekleştirilmesi ve yasalardaki eksikliklerin de acilen giderilmesi gereklidir.

Hepimizin katılacağı bir gerçek var ki; içinde yaşadığımız yüzyılda kullanılmaya ve gelişmeye başlayan bilgi ve iletişim teknolojileri, hayatımızın her alanında yer almakta ve benzeri görülmemiş ekonomik ve toplumsal değişimlere yol açmakta; bu durum da yeni suç türlerinin ortaya çıkması ve eski suçların yeni teknolojiler aracılığıyla gerçekleştirilmesi gibi negatif bir sonuç yaratmaktadır.  Bunun yanında suçların sonuçları eskiye göre çok daha geniş alanlara yayılabilmektedir çünkü artık bu suçlar coğrafi kısıtlamalara ve ulusal sınırlara tabi olmaktan çıkmıştır.  Bu teknolojilerin ortaya çıkardığı yeni araçlar ve hizmetler, nitelikleri gereği uluslararası alanda etkili olmaktadır ve bu yüzden,  uluslararası örgütler bu alanda işbirliğine giderek, yeni yasal düzenlemelerle, büyük bir hızla gelişen bu yeni ortama ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Bu amaç doğrultusunda, uluslararası platformda atılmış en önemli adımlardan biri 23 Kasım 2001 tarihinde imzaya açılan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesidir.

Bu bağlamda bakıldığında, konu hakkında ülkemizde herkesçe paylaşılan tek görüş bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması ile delillerinin elde edilmesi için ulusal düzeydeki usulleri uluslararası düzeyde yeknesaklaştırabilmek için işbirliğini gündeme getiren AKSSS’nin en kısa zamanda imzalanmasının gerekliliği iken artık sözleşme imzalamış ve gereken politik irade gösterilmiş bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde, mevcut TCK’ye sadece yeni bilişim suçlarının eklenmesi yeterli değildir ve fakat birçok kavramın ayrıntılarının bu suçlara özel olarak tekrar ele alınması gerekmektedir. Sözleşmedeki imzasının arkasında kararlılıkla durması gereken Türkiye iç hukukundaki bu gibi eksiklikleri de kısa sürede düzeltecektir diye düşünüyoruz. Ancak kanaatimizce bilişim suçları ile ilgili ayrı ve özel bir yasa çıkarılması düşünülebilirse de bu tür suçları özel yasalar yerine TCK’de düzenlemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bilişim suçları sınır aşan suçlar olması sebebiyle bu tür suçlarla mücadelede uluslararası işbirliği çok önemlidir. Bir ülkede suçların belirlenmesi delillerin hukuki niteliği, servis sağlayıcıların sorumlulukları konusunda her türlü düzenleme yapılmış olsa da, uluslararası işbirliğine gidilmeden sağlıklı bir sonuç elde edilmesi imkânsızdır. İnternet üzerinde işlenen suçlarda birden fazla geçiş noktası söz konusu olabilmekte ve geçiş noktaları da genellikle birden fazla ülkeyle bağlantılı olabilmektedir. Bu durumda soruşturmalarda olayın yurt dışındaki bir servis sağlayıcı üzerinden yapıldığı anlaşılırsa ilgili ülke ile irtibata geçip gerekli bilgilerin elde edilebilmesi gerekmektedir. Kayıtların tutulmadığı bir ülke ile bağlantılı soruşturmalarda ciddi sorunlar yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Bu açıdan ülkelerin bu konuda işbirliğine gitmeleri elzemdir.

AKSSS’nin maddi ceza hukuku bakımından genel olarak iç hukuka aktarılmış olması ile birlikte artık sözleşme gereği olan yapıların kurulması ve uluslararası işbirliği gibi hususlarda ilerleme kaydedilmesi gerekmektedir. Ev aletlerinin bile internetteki bulutların parçası haline geleceği ve mobil cihazlarımızınsa sadece birer ağ kumandasına dönüşeceği[46] bu sosyo-ekonomik değişim sırasında da AKSSS ve benzeri uluslararası metinleri yorumlayabilme ve uygulayabilme kapasitesini haiz, hukuktan anlayan bilişimciye ve bilişimden anlayan hukukçuya ne kadar acil ihtiyacımız olacağı çok açıktır. Eğer bunu sağlayamazsak en büyük çöküş nedeni bilgi toplumunu ıskalamak[47] olan Sovyetler Birliği’nden ders alamadığımızı düşünebiliriz.

 

KAYNAKLAR

 

Basılı Kitaplar ve Makaleler

 

Castells, Manuel, “Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum Ve Kültür: Binyılın Sonu”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2007

 

Dülger, Murat Volkan, “Bilişim Suçları”, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2004

 

Helvacıoğlu, Aslı Deniz, “Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi Temel Hükümlerin İncelenmesi”, “İnternet ve Hukuk”, Der. Atamer, Yeşim, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004

 

Karagülmez, Ali, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri”, 2. baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2009

 

Taşdemir, Kubilay, “Bilişim, Bank veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması ve Dolandırıcılık Suçları”, Cantekin Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2009

 

Yazıcıoğlu, Yılmaz, “Bilgisayar Suçları: Kriminolojik, Sosyolojik ve Hukuki Boyutları ile”, Alfa Basım Yayın, İstanbul, 1997

 

 

Çevrimiçi* Kitaplar ve Makaleler

 

Akdeniz, Yaman / Altıparmak, Kerem, İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme, E-kitap: http://www.cyber-rights.org/reports/interet_yasak_renkli.pdf

 

Avşar, Zakir / Öngören, Gürsel, “Bilişim Hukuku”, http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Yayinlar/Dokumanlar/BILISIM_HUKUKU.pdf, Türkiye Bankalar Birliği Yayını, 2010

 

Briggs, Asa / Burke, Peter, “Social History of the Media: From Gutenberg to the Internet”,http://books.google.com.tr/books?id=ouBxwQElvVQC&printsec=frontcover&dq=Social+History+of+the+Media:+From+Gutenberg+to+the+Internet&hl=tr&ei=5lroTJfwH8y0hAeN5P0O&sa=X&oi=, Third Edition, Polity Press, 2009

 

Erdiner İleri, Ayşe, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı’nın Hukuki Açıdan Genel Değerlendirmesi”, “Bilişim Suçları Kanun Tasarısı:
Kurumsal Hazırlık İhtiyaçları Ve Kazançlar” Konferansı, 10 Şubat 2007, www.bthukuku.bilgi.edu.tr/Documents/ayse_erdiner_ileri.doc

 

İlkiz, Fikret, “Bilişim Hukuku Kurultayı”, 14.06.2010, http://ww.bianet.org/biamag/ifade-ozgurlugu/122712-bilisim-hukuku-kurultayi

 

Krill, Paul, “Cerf urges standards for cloud computing”, 08.01.2010, http://www.infoworld.com/d/cloud-computing/cerf-urges-standards-cloud-computing-817?page=0

 

Leiner, M.Barry / Cerf, Vinton G. / Clark, David D. / Kahn, Robert E. / Kleinrock, Leonard / Lynch, Deniel C. / Postel, Jon / Roberts, Larry G. / Wolff, Stephen, “A Brief History of the Internet”, 22.02.2011, http://www.isoc.org/internet/history/brief.shtml

 

Özbek, Veli Özer, “Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılmasi Suçu (TCK m. 245)”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 9, Özel Sayı, 2007, http://web.deu.edu.tr/hukuk/dergiler/dergimiz9ozel/vozbek.pdf

 

Plesser, Andy, 2009, Vint Cerf ile video röportaj için bkz., “Vint Cerf Sees “Darkness” in Cloud Computing and the Web Privacy Is the Issue”, http://www.beet.tv/2009/02/vint-cerf-sees-darkness-in-cloud-computing-and-the-web.html

 

Tan, Aydoğan, Adli Bilişim, 06 Mart 2010, http://www.edirnebarosu.org.tr/kutuphane/makaleler/89-adli-bilisim-computer-forensic.html

 

Ulaşanoğlu, M. Emin / Yılmaz, Ramazan / Tekin, M. Alper, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) “Bilgi Güvenliği: Riskler ve Öneriler” araştırma raporu, http://www.tk.gov.tr/Yayin/Raporlar/2010/Bilgi%20Güvenliği_RisklerVeÖneriler.pdf

 

 

 

Tezler[i]

 

Ketizmen, Muammer, “Türk Ceza Hukuku’nda Bilişim Suçları”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Tezi, Ankara, 2006

 

Tulum, İsmail, “Bilişim Suçları ile Mücadele”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Isparta, 2006

 

Yıldız, Sevil, “Suçta Araç Olarak İnternetin Teknik Ve Hukuki Yönden İncelenmesi” Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Tezi, Konya, 2006

 

 

Çevrimiçi Raporlar ve Haberler

 

“Hackerlara Ağır Ceza”, 10.08.2006, http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/4900481.asp?m=1&gid=69&srid=3053&oid=1

 

“Siber Suç Sözleşmesi’ne Taraf Olun”, 24.10.2008, http://www.veteknoloji.com/8220siber-suc-sozlesmesi8217ne-taraf-olun8221–8373–0.html

 

2002 Türkiye Bilişim Şurası Hukuk Çalışma Grubu Raporu, ed. Üzel, Gökçe, 12.05.2002, http://www.scribd.com/doc/19952426/1-Bilisim-Surasi-Hukuk-Raporu#

 

Abant Siber Suçlarla Mücadele Semineri Sonuç bildirgesi, 24.10.2008, http://www.coe.int/t/dghl/cooperation/economiccrime/cybercrime/cy%20project/Ozeti-Seminar-Summary(Turkey)-tr_en.pdf

 

Avrupa Komisyonu Siber Suçlar Konvansiyonu Taslağı Ve Açıklayıcı Rapor, http://conventions.coe.int/Treaty/en/Reports/Html/185.htm

 

Evans, James, “Cyber-crime Laws Emerge, But Slowly”, 05.07.2000, http://edition.cnn.com/2000/TECH/computing/07/05/cyber.laws.idg/

 

İLERİ, Ayşe Erdiner, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı’nın Hukuki Açıdan Genel Değerlendirmesi”, 10.02.2007,  “Bilişim Suçları Kanun Tasarısı: Kurumsal Hazırlık İhtiyaçları Ve Kazançlar” Konferansı, bthukuku.bilgi.edu.tr/Documents/ayse_erdiner_ileri.doc,

 

Keskin, Adnan, “İnternette Düşüncenin Cezası Ağır”, 09.08.2006, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=195305&tarih=09.08.2006

 

 

Diğer Çevrimiçi Kaynaklar

 

Avrupa Komisyonu Siber Suç Sözleşmesi Türkçe metni, http://www.coe.int/t/dghl/standardsetting/t-cy/ETS%20185%20turkish.pdf

 

Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı, http://www.yasad.org.tr/RaporDetay.aspx?id=2

 

TBMM Adalet Komisyonunca kabul edilen 5237 Sayılı TCK madde gerekçeleri, www.ceza-bb.adalet.gov.tr/mevzuat/maddegerekce.doc

 

Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=bili%FEim&ayn=tam

 

Yargıtay Kararları[ii]

 

Yargıtay 2. CD. 20.09.2006 tarihli, E. 2006/2696, K. 2006/7334

 

Yargıtay 6. CD. 09.06.1998 tarihli, E. 1998/4212, K. 1998/4966

 

Yargıtay 6. CD. 16.032006 tarihli, E. 2006/5464,  K. 2006 /2574

 

Yargıtay 11. CD. 04.12.2008 tarihli, E. 2008/8782, K. 2008/12786

 

Yargıtay 11. CD. 13/04/2009 tarihli, E. 2009/7779,  K. 2009/4153

 

Yargıtay 11. CD. 18.09.2007 tarihli, E. 2007/6963, K. 2007/5533

 

Yargıtay 11. CD. 22.11.2006 tarihli, E. 2006/6653, K. 2006/9374

 

Yargıtay 11. CD. 25.06.2007 tarihli, E. 2007/2166, K. 2007/4372

 

Yargıtay 11. CD. 26.03.2008 tarihli, E. 2008/38, K.2008/1789

 

Yargıtay 11. CD. 26/03/2009 tarihli, E. 2008/18190. K. 2009/3058

 

Yargıtay CGK. 17.11.2009 tarihli, E. 2009/11-193, K. 2009/268

 

Yargıtay CGK. 27.05.2008 tarihli, E. 2008/11-87, K. 2008/150

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] LEINER, M.Barry / CERF, Vinton G. / CLARK, David D. / KAHN, Robert E. / KLEINROCK, Leonard / LYNCH, Deniel C. / POSTEL, Jon / ROBERTS, Larry G. / WOLFF, Stephen, “A Brief History of the Internet”, http://www.isoc.org/internet/history/brief.shtml, 22.02.2011.

[2] İLKİZ, Fikret, “Bilişim Hukuku Kurultayı”, 14.06.2010, http://ww.bianet.org/biamag/ifade-ozgurlugu/122712-bilisim-hukuku-kurultayi, 22.02.2011

[3] Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=bili%FEim&ayn=tam, 22.02.2011

[4]Konunun detaylı haberi için bkz., Evans, James, “Cyber-crime laws emerge, but slowly”, 05.07.2000 tarihli haber, http://edition.cnn.com/2000/TECH/computing/07/05/cyber.laws.idg/, 22.02.2011

[5] ARPANET hakkında detaylı bilgi için bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Arpanet

[6] Bu konudaki haber için bkz. http://yahoyt.com/h/3388/İnternet-neydi-ne-oldu-ne-olur

[7] PLESSER, Andy, 2009, Vint Cerf ile video röportaj için bkz., “Vint Cerf Sees “Darkness” in Cloud Computing and the Web Privacy Is the Issue”,

http://www.beet.tv/2009/02/vint-cerf-sees-darkness-in-cloud-computing-and-the-web.html

[8] YILDIZ, Sevil, “Suçta Araç Olarak İnternet’in Teknik ve Hukuki Yönden İncelenmesi”, Ocak 2007, Nobel Yayın Dağıtım, s. 35-39

[9] Adalet Bakanlığı’nın açıklaması için bkz. http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=6399, 22.02.2011

[10] http://www.kgm.adalet.gov.tr/gorus/bilisim.htm adresinden görüşe açılan bu tasarı bugün burada bulunmamakta ancak tasarıya başka kaynaklarda ulaşılabilmektedir: http://bt-stk.org.tr/bilisim-hizmetler-suclari.html ya da http://www.yasad.org.tr/RaporDetay.aspx?id=2, 22.02.2011

[11] Tasarı hakkında yapılan haberlere örnek olarak bkz., http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/4900481.asp?m=1&gid=69&srid=3053&oid=1 ve http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=195305&tarih=09/08/2006, 22.02.2011

[12] ERDİNER İLERİ, Ayşe, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı’nın Hukuki Açıdan Genel Değerlendirmesi”, “Bilişim Suçları Kanun Tasarısı:
Kurumsal Hazırlık İhtiyaçları Ve Kazançlar” Konferansı, 10 Şubat 2007, bthukuku.bilgi.edu.tr/Documents/ayse_erdiner_ileri.doc, 22.02.2011

[13] ULAŞANOĞLU, M. Emin / YILMAZ, Ramazan / TEKİN, M. Alper, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) “Bilgi Güvenliği: Riskler ve Öneriler” araştırma raporu, http://www.tk.gov.tr/Yayin/Raporlar/2010/Bilgi%20Güvenliği_RisklerVeÖneriler.pdf

[14] Bilgi için bkz., http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=6399

[15] Ayrıntılar için bkz., http://bt-stk.org.tr/bilisim-hizmetler-suclari.html ya da http://www.yasad.org.tr/RaporDetay.aspx?id=2

[16] AKDENİZ, Yaman / ALTIPARMAK, Kerem, İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme, sayfa 12, E-kitap için: http://www.cyber-rights.org/reports/internet_yasak_renkli.pdf

[17] Örnek olarak: http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/4900481.asp?m=1&gid=69&srid=3053&oid=1 ve http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=195305&tarih=09/08/2006

[18] ERDİNER İLERİ, Ayşe, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı”nın Hukuki Açıdan Genel Değerlendirmesi”, “Bilişim Suçlari Kanun Tasarısı:Kurumsal Hazırlık İhtiyaçları Ve Kazançlar” Konferansı, 10 Şubat 2007, www.bthukuku.bilgi.edu.tr/Documents/ayse_erdiner_ileri.doc

[19] TAN, Aydoğan, Adli Bilişim, 06 Mart 2010, http://www.edirnebarosu.org.tr/kutuphane/makaleler/89-adli-bilisim-computer-forensic.html

[20] Detaylı bilgi için bkz., http://www.kgm.adalet.gov.tr/uck/uck.html

[21] Kabul Tarihi: 01/03/1926, Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 13/03/1926, Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 320, 13/11/2005 tarih ve 25642 S.R.G. de yayımlanan 04/11/2004 tarih ve 5252 Sayılı Kanun’un 12. maddesi ile, 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.

[22] YAZICIOĞLU, Yılmaz, “Bilgisayar Suçları: Kriminolojik, Sosyolojik ve Hukuki Boyutları ile”, 1997, Alfa Basım Yayın, s. 221-225

[23] Kabul Tarihi: 26/09/2004, Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 12/10/2004, Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 25611, Yürürlük Tarihi: 1 Haziran 2005

[24] DÜLGER, Murat Volkan, Bilişim Suçları, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s.48

[25] Sözleşmenin Türkçe metni için bkz., http://www.coe.int/t/dghl/standardsetting/t-cy/ETS%20185%20turkish.pdf, 22.02.2011

[26] TBMM Adalet Komisyonunca kabul edilen TCK madde gerekçeleri için bkz., www.ceza-bb.adalet.gov.tr/mevzuat/maddegerekce.doc, 22.02.2011

[27] KETİZMEN, Muammer, “Türk Ceza Hukuku’nda Bilişim Suçları”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Tezi, 2006, Ankara, sayfa 18,  

[28] Yargıtay 6. CD.’nin 09.06.1998 tarihli, E. 4212, K. 4966 numaralı kararı, Karar için bkz. Ketizmen, a.g.e.  s. 18-19

[29] Yargıtay 6. CD.’nin  16.032006 tarihli, E. 2006/5464,  K. 2006 /2574 numaralı kararı ve Yargıtay 11. CD.’nin  13/04/2009 tarihli, E. 2009/7779,  K. 2009/4153 numaralı kararı için bkz., TAŞDEMİR , Kubilay, “Bilişim, Bank veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması ve Dolandırıcılık Suçları”, Cantekin Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2009, s. 263-264

[30] AVŞAR, Zakir / ÖNGÖREN, Gürsel  “Bilişim Hukuku” , Türkiye Bankalar Birliği Yayını, 2010, s.135, e-kitap adresi için: http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Yayinlar/Dokumanlar/BILISIM_HUKUKU.pdf, 22.02.2011

[31] Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 20.09.2006 tarihli ve 2696-7334 sayılı kararı, Özbek, Veli Özer, “Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılmasi Suçu (TCK m. 245)”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakuültesi Dergisi Cilt: 9, Özel Sayı, 2007, s. 1031, http://web.deu.edu.tr/hukuk/dergiler/dergimiz9ozel/vozbek.pdf, 22.02.2011

[32] Yargıtay 11. CD.’nin 18.09.2007 tarihli, E. 2007/6963, K. 2007/5533 numaralı kararı

[33] Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.11.2009 tarihli, E. 2009/11-193, K. 2009/268 numaralı kararı, Aynı noktada tartışılabilecek CD. Kararları için bkz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 25.06.2007 tarihli, E. 2007/2166, K. 2007/4372 sayılı kararı ve  Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 26.03.2008 tarihli, E. 2008/38, K.2008/1789 sayılı kararı için bkz., TAŞDEMİR , Kubilay, “Bilişim, Bank veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması ve Dolandırıcılık Suçları”, Cantekin Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2009, s. 263-264

[34] Yargıtay 11. C.D’nin 22.11.2006 tarihli, E. 2006/6653, K. 2006/9374 numaralı kararı

[35] Yargıtay CGK’nun 27.05.2008 tarihli, E. 2008/11-87, K. 2008/150 numaralı kararı, Benzer konuda bir karar için bkz., Yargıtay 11. C.D’nin 04.12.2008 tarihli, E. 2008/8782, K. 2008/12786 numaralı kararı

[36] Taraf ülkeler listesi için bkz., http://conventions.coe.int/Treaty/Commun/ChercheSig.asp?NT=185&CM=7&DF=21/11/2010&CL=ENG, 22.02.2011

[37] HELVACIOĞLU, Aslı Deniz, “ Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi Temel Hükümlerin İncelenmesi”, “İnternet ve Hukuk”, Der. Atamer Yeşim M., İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004, s. 278

[38] İlgili haber detayları için bkz. “Siber Suç Sözleşmesi’ne Taraf Olun”, http://www.veteknoloji.com/8220siber-suc-sozlesmesi8217ne-taraf-olun8221–8373–0.html, 22.02.2011

[39] Sonuç bildirgesinin Türkçe ve İngilizce metni için: http://www.coe.int/t/dghl/cooperation/economiccrime/cybercrime/cy%20project/Ozeti-Seminar-Summary(Turkey)-tr_en.pdf, 22.02.2011

[40] Siber Suçlar Konvansiyon Taslağı Ve Açıklayıcı Rapor için bkz., http://conventions.coe.int/Treaty/en/Reports/Html/185.htm, 22.02.2011

[41] 2002 Türkiye Bilişim Şurası Hukuk Çalışma Grubu Raporu, ed. ÜZEL, Gökçe, s. 65

[42] TULUM, İsmail, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, “Bilişim Suçları ile Mücadele”, Isparta, 2006, s. 98-99

[43] YILDIZ, Sevil, “Suçta Araç Olarak İnternetin Teknik Ve Hukuki Yönden İncelenmesi” Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Tezi, Konya, 2006, s. 164

[44] KARAGÜLMEZ, Ali, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri”, 2. baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2009, s. 329-336

[45] BRIGGS, Asa / BURKE, Peter, “Social History of the Media: From Gutenberg to the Internet”, s. 250, http://books.google.com.tr/books?id=ouBxwQElvVQC&printsec=frontcover&dq=Social+History+of+the+Media:+From+Gutenberg+to+the+Internet&hl=tr&ei=5lroTJfwH8y0hAeN5P0O&sa=X&oi=, Third Edition, Polity Press, 2009,  22.02.2011

[46] KRILL, Paul, “Cerf urges standards for cloud computing”, 08.01.2010, http://www.infoworld.com/d/cloud-computing/cerf-urges-standards-cloud-computing-817?page=0, 22.02.2011

[47] CASTELLS, Manuel, “Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum Ve Kültür, Binyılın Sonu”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2007, s. 35-49

* İnternetteki tüm kaynaklara son ulaşım tarihi 22.02.2011’dir.

[i] Kaynağı belirtilmeyen tezlere, Yüksek Öğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi internet sayfası olan http://tez2.yok.gov.tr/ adresinden ulaşılmıştır.

[ii] Kaynağı belirtilmemiş olan Yargıtay kararlarına, http://www.hukukturk.com/ adresindeki hukuk portalından ulaşılmıştır.