GOOGLE’DA KAÇ MİLYAR ÇİNLİ YAŞIYOR?

Hep söylüyoruz: internete erişimi kısıtlamayı tercih eden ülkeler kendilerini yeni milenyimun gelişmelerinden de elleriyle ördükleri bir duvarla ayırıyorlar. Öyle ki: Çin başta olmak üzere Tunus, Özbekistan, Mısır ve Vietnam gibi ülkelerin internet sansürlerini artık abarttığı haberleri gündemimizden düşmüyor. Vatandaşlarının internete tam erişimini kısıtlamak amacıyla koydukları engeller vasıtasıyla bu gibi ülkelerde bazı isim ve kavramların dahi hükümetlerce arama motorlarından çıkarttırıldığını biliyoruz. İnternet kullanıcılarının temel haklarını ihlal eden ve bilgiye serbest erişimi kısıtlayan bu ülkelerin arasına yeni ülkelerin eklenmemesini ve bu ülkelerde de kısa süreler içerisinde iyileştirme ve şeffaflaşma yaşanacağı umudumuzu yineliyoruz.

Eğer olayların çıkış noktasına dönmeye çalışacak olursak: internetin hukuk dünyasında bir nevi bıçak sırtı etkisi yaratmasının altında yatan neden olarak: ’bir yandan özgürlük hareketlerinin gelişmesini sağlarken diğer yandan da terör ve benzeri çokuluslu suç örgütlerinin bir anlamda gelişmesini sağlamak ve şiddetin teşvik edilmesine olanak sağlamasını’ görebiliriz. Bir diğer bakış açısıyla bu durum şöyle de okunabilir: hükümetlere ulaşılmasını kolaylaştırıp şeffaflığı artıran internetin yine hükümetlerce muhalefeti bastırmakta ya da insan haklarını ihlal etmek için de maalesef kullanılagelmektedir.

Ancak dünyada bugün estirilen ABD kaynaklı “internet özgürlüğümüz elden gidiyor” söyleminin arkasında başka birşey olabilir mi? Biz bunu merak ettik ve ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton’ın, ABD’nin “internetin beşiği” olduğunu ve internet ağının düzgün çalışmasında “sorumluluğun” ABD’nin omuzlarında bulunduğunu belirten açıklamalarında: “Bu yeni dünyada bir ülkenin internet şebekesine yönelik saldırı, hepimizi hedef almış demektir. Dolayısıyla devletler için yeni davranış kuralları belirlenebilir”[1] şeklindeki tehditkar ifadeleri de bizi Çin’e kulak vermeye sevk etti. Çin Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ma Zhaoxu’nun ” ABD, Çin’in internet yönetimi politikalarını eleştirdi ve Çin’in internet özgürlüğünü kısıtladığını ima etti. Bu, gerçeklerle çelişiyor ve Çin ve ABD ilişkilerine zarar vericidir” ve ” ABD ‘yi gerçeklere saygı göstermeye ve Çin’e karşı temelsiz suçlamalar yapmak için sözde internet özgürlüğünü kullanmaya son vermeye çağırıyoruz” şeklindeki ifadeleri bizce Clinton’ın ifadelerinden daha az gerçekçi değil.

Çin ile Google arasında geçen aylarda yaşanan sansür ve siber saldırı krizinin ardından ABD’nin de Çin’i internet özgürlüğü ile ilgili eleştirmesiyle iki ülke ilişkileri öyle gerildi ki restler adeta havada uçuştu: Google’ın Çin’den çekilip çekilmemesiyle ilgili kararında özgür olduğunu düşünen Çin Sanayi ve Haberleşme Teknolojisi Bakanı Li Yicong: Google’ın Çin’de kalması durumunda, ülkenin yasalarına uymak şartıyla Çin’deki internet pazarını genişletmesini destekleyeceklerini, Google’ın, Çin’den ayrılmak istemesi durumunda gerekli prosedürü izleyeceklerini ifade ederek, bu durumun Çin’in internet pazarına büyük bir etkisinin olmayacağını da ayrıca kaydetti.[2] Çin’in internet ağının açık olduğunu ve ülkenin yasalarına göre yönetildiğini de sözlerine ekledi.

Google’da, 12 Ocakta yaptığı açıklamada, Aralık ayında Çin kaynaklı ve büyük çaplı bilişim saldırılarının, Çinli insan hakları eylemcilerin hedeflediğini ve en az 20 başka büyük bilişim şirketini daha etkilediğini kaydetmişti. Çin-ABD ilişkilerini olumsuz etkileyen olay Google’ı Çin‘deki faaliyetlerini durdurmaya zorlamıştı. Bahsi geçen gerilimi yaratan siber saldırılarda ticari sırların ve bilgisayar kodlarının çalınmaya ve insan hakları eylemcilerinin hesaplarının ele geçirilmeye çalışıldığını ileri süren New York Times gibi kaynaklar da yok değil.

Ayrıca Clinton’ın, Çin’in Google’a yönelik siber saldırı ve tehditleri araştırması ve sonuçları da şeffaflıkla açıklamasını sağlaması gerekir mealindeki terennümleri de bize biraz aba altından sopa göstermek gibi geldi demekle yetinelim. Zaten bu yeni bir şey de değil. ABD’nin buna benzer durumlarda benzer ülkeleri ekonomik ya da askeri olarak tehdit eden pek çok açıklamayı “özgürlük” güzellemesinin arkasına sığınarak gerçekleştirdiğini son örnek Irak olmak üzere hepimiz biliyoruz. Kimsenin karşı çıkamayacağı argümanları kullanarak esasında kendi siyasal ve askeri menfaatlerini gerçekleştirmeye çalışan paslı bir dişli yığınından başka bir şey olmayan ABD umarım bu sefer aynı senaryoyu çekmeyi başaramaz.

Dünya kamuoyunun uluslararası konularda fikrini bildirebileceği bir platform olan “The worldpublicopinion.org” tarafından 2008 yılında Çin’de yapılan ve son bir hafta içerisinde güncellenen internet özgürlüğüyle ilgili ankette, Çinlilerin üçte ikisinin daha özgür bir internet istediği ortaya çıkmıştı. Bununla birlikte Çin’deki ünlü blogcular da halkı “Online Çin Seddi”ni aşmak için alternatif yollar aramaya davet etmişti. Ancak bunlara karşılık olarak: Çin, ülkedeki internetle ilgili yönetim kurallarının uluslararası toplumda genel kabul gören uygulamalara uygun olduğunu belirtti.[3] Çin Uluslararası Radyosunun haberine göre, Çin Devlet Konseyi basın ofisi sözcüsü: Çin’de, internette ifade özgürlüğü ve fikri mülkiyet haklarının yasalara göre korunduğuna dikkati çekerek: “internet üzerinden devleti yıkma ve birliğini bozma, etnik gruplar arasında ayrım ve kin yaratma gibi bölücü faaliyetler ile pornografi, şiddet ve terör eylemlerini yaygınlaştırma girişimlerinin yasaklandığını” ifade etti. Bu durumun internet özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelmediğini belirten sözcü, Çin’de internetin uluslararası toplumda genel kabul gören uygulamalara uygun olduğunu sözlerine ekledi. Burada Çin’in yaptığı savunmanın Türkiye tarafından da aynen yapılabileceğini ama sonuçta yasaların içeriğine değil uygulamasına bakmak gerektiğini hiç bir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.

Tüm bu açıklamaların ardından yaşanan ilginç bir gelişmeyle de: Çin ‘taklitçi ürün lideri’ sıfatını bu alanda da kaptırmadığını gösterdi ve Google’a Çin’den bir de süpriz abla geldi. Çin’de Google’la yaşanan sansür ve siber saldırı krizlerinden sonar ‘abla’ anlamına gelen ‘Goojje’ adlı bir arama motoru kurulması bizcce oldukça manidar. Bu site Google’ın Çin’den çekilebileceği açıklamasından 2 gün sonra yani 14 Ocak’ta kuruldu. “Goojje”nin Çin’de ‘jje’ (abla) şeklinde anılması, Google’ın Çincede telaffuz edilirken “Gege” (abi) sesini vermesinden kaynaklandığı şeklinde yorumlanıyor. Logosı da Google’la benzer olan arama motorunun internet sitesinde: “Abisi kardeşi için kalıyor ve hala kız kardeşine düşkün.” ifadesinin Çincesine yer veriliyor. Kime ait olduğu henüz açıklanmayan ancak bayan bir öğrenci tarafından kurulduğuna inanılan “Goojje.com” internet arama motoru, Çin yasalarına uygun bir şekilde filtrelenerek hizmet veriyor. [4]

Peki tüm bu hikayenin şu an için neresindeyiz: Google, bilgisayarlarına, Çin üzerinden büyük çaplı korsan saldırıları düzenlendiğinin belirlendiğini, buna karşı Çin yönetiminin önlem alması gerektiğini belirterek, bu ülkeden tamamen çekilebileceğini belirtiyordu ama buda blöf çıktı. Tabiki Google, Çin’den çekilmekten vazgeçmesine vazgeçti ama Çin’deki faaliyetlerini daraltma ve bu ülkeden giriş yapanları Hong Kong’a yönlendirme kararı aldı. Bizde buna gerçekten çok üzüldük! Google’ın Çin hükümetiyle yaptığı ve basında Google’ın Çin‘de sansürlenmemesi başlığıyla yansıtılan ama içeriğini bilemediğimiz görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı. Firma, bu ülkeye karşı alacağı önlemleri(!) açıkladı ve
 Çin’deki araştırma ve geliştirme faaliyetlerini devam ettireceğini, Çin’deki pazarlama faaliyetlerinin korunacağını, ancak bunların büyük ölçüde, Hong Kong merkezli Google’a Çin’den giriş yapılabilmesine bağlı olacağını ifade etti. Buna göre artık “Google.cn” adresiyle Çin’den arama yapmaya çalışanlar, Hong Kong merkezli “Google.com.hk” adresine yönlendirilecekler.

Çin’in internet sorunlarından da sorumlu olan Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi, yaptığı açıklamada, Google’un bu tutumunda baştan aşağı hatalı olduğunu, ayrıca yazılı taahhütlerini ihlal ettiğini bildirdi.

Google’un tamamen ticari olan bir konuyu siyasileştirdiği, Google tarafından Çin’e yapılan eleştirilerin de temelsiz olduğu, bunların kendilerinde hayal kırıklığına, öfkeye yol açtığı belirtildi.

Başta söylediğimiz ikilemin devamı olarak son söz olarak da bahsetmek gerekir ki: hukukçu olarak internette özgürlüğe nasıl sonuna kadar destek veriyorsak: çokuluslu şirketlerin arkalarına büyük devletleri alıp tekelleşip biz netdaşlara aba altından sopa göstermesine de o derece karşı çıkıyoruz. İnternette özgürlüklerimizi sonuna kadar savunacağız ve sansürün karşısında duracağız ama bu çabalarımızın başka güç(!)ler tarafından “internetin jandarmalığına” soyunularak kullanılmasına da izin vermeyeceğiz.

Av. Serhat KOÇ

[1]http://www.cnnturk.com/2010/dunya/01/21/clintondan.cine.Google.cagrisi/560427.0/index.html

[2] http://www.taraf.com.tr/haber/47538.htm

[3] http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=976611&Date=16.02.2010&CategoryID=117

[4] http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=945759&title=Googlea-cinde-abla