E-TEBLİGAT, TEBLİGATIN YERİNİ TUTAR MI?

Tebligat ve E-Tebligat Kavramlarının Hukuki Karşılıkları Nedir?

Tebliğ kelimesi sözlük anlamı olarak “duyurma, bildirme, haber verme” anlamına gelmektedir Tebligat Kanunu’nun gösterdiği resmi bildirme işlemine de ‘tebliğ’ adı verilir. Tebliğ yasal sonuç doğuran bir işlemdir. Tebliğden sonra ilgili kişi, kendisine bildirilen şeyi yasal olarak öğrenmiş sayılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, istenilen bir sonucun, hukuk önünde ileri sürülebilmesini temin amacıyla yetkili mercii ya da kurumlar tarafından düzenlenen ve PTT kurumu kanalıyla muhatabına ulaştırılan gönderi türüne “tebliğ” adı verilir.

Tebliğ evrakı çıkartmaya yetkili merciler: Kazai merciler (Mahkemeler ve İcra Daireleri), 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen merciler ile Barolar ve Noterlerdir. Buna göre tebliğ evrakları: adli, idari ve vergi tebliğ evrakı olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

Hukuki ya da resmi bir işlemin başladığını, sonuçlandığını ya da belli bir aşamasına gelindiğini muhatabına resmi olarak aktarma amacı taşıyan resmi bilgilendirme ve duyurulara yazılı olmaları halinde genel olarak ‘Tebligat’ denilse de bu gibi tebligatların sözlü olarak yapılabilecekleri hallerde sözlü olarak iletilmeleri halinde mevzuatta “tefhim” adı altında düzenlendikleri yazılı olarak yapılıyorlar ise de ‘tebliğ’ olarak nitelendirildikleri görülmektedir.

Tebligat, tebliğ yapılacak kimseye bilinen son adresinde yapılır; buna göre kanun adreste tebligat esasını kabul etmiştir. Kendisine tebligat yapılacak kimse adresinde bulunamazsa tebligat kendisi ile birlikte oturan aile fertlerinden veya hizmetçilerinden birine yapılır. Vekil (avukat) vasıtasıyla takip edilen işlerde, tebligat mutlaka vekile yapılır, asile (müvekkile) yapılamaz. Tebliğ usulleri posta ile tebliğ, ilan yoluyla tebliğ ve memur aracılığıyla tebliğ biçiminde üçe ayrılır. Posta ile tebliğ adresin bilinmesi durumunda uygulanabilmektedir. Bununla birlikte şu anki mevzuatımıza göre ilgili kişinin adresinin bilinmemesi durumlarında tebligat gazete yolu kullanılarak yani ilanen tebliğ şeklinde yapılmaktadır. Usulüne aykırı yapılmış tebligat mutlaka geçersiz değildir. Usulsüz tebliğe rağmen muhatap kendisine yapılan tebliği öğrenmişse tebligat geçerli sayılır. Muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Bildirilen bu tarihin aksi iddia ve ispat olunamaz. Muhatap usulsüz tebliği öğrenememişse tebligat geçersiz sayılır.

E-Tebligat ise Tebligat Kanunu’nda tebliğ çıkarmaya yetkili kılınan merciler tarafından elektronik ortamda hazırlanmış olan tebligatların değiştirilemez ve inkar edilemez bir şekilde kayıtlı elektronik posta yoluyla alıcılarına iletilmesidir. Bu sistemde Tebligat Kanunu’nda tebliğ çıkarmaya yetkili kılınan merciler elektronik tebligat  gönderebilecek olup, muhataplar ise elektronik tebligat alabileceklerdir. e-Tebligat sistemine, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile tüzel ve özel tüm kişiler üye olabilecektir. Elektronik tebligat adresi almak isteyen muhatapların elektronik tebligata elverişli kayıtlı elektronik posta hesabı edinmeleri gerekmektedir.

Sonuç olarak: Mahkemeler, Cumhuriyet Savcılıkları, Vergi Daireleri veya İcra Dairelerinden gönderilen ve resmi bir işlem hakkında alıcısına bilgi verme amacı taşıyan belgeler tebligat hükmündedir. Öyle ki tebligat, duruşma günü bildiren, tanık olarak çağrılmayı bildiren, icra dairesine yatırılacak bir borcun olduğunu bildiren vb. değişik hukuki/resmi konulardaki bilgilendirmeler olabilmektedir.

Bu açıklamalar çerçevesinde ifade edilebilir ki: tebligatın muhatabı olan kişi tebligatı tebliğ alınca yani tebellüğ edince artık tebligatın içeriğinden resmi olarak haberdar olmuş olur. Tebligatın doğuracağı hukuki sonuç budur. Muhatabın tebligata cevap vermesi gibi bir husus söz konusu değildir. Örneğin tebligatın içeriği gereği tanıklık yapması gerekiyorsa ya bu görevini yerine getirir ya da ilgili mercii önünde itirazını gerçekleştirir. Diğer konularda gelen tebligatların tamamı için de aynı husus geçerlidir. Özel ya da tüzel kişiler yani tebligat muhatapları kendilerine gelen tebligatlara cevap verirken tebligat yapıyor olmazlar. Bunların cevap ya da itiraz hükmünde olabilecek gönderileri adi yazışma hükmündedir. Dolayısıyla e-tebligat çıkarma/gönderme yetkisi olan kurumların bu yetkilerini kullanarak gönderecekleri tebligatlar dışında kalan her türden yazışmalarını ve zaten tebligat çıkarma yetkisi olmayan tüm diğer özel ve tüzel kişilerin resmi ya da özel kurum ve kişilerle her türlü yazışmalarını KEP sistemindeki tüm hizmet sağlayıcıların sağladığı hizmetlerden birini seçerek gerçekleştirme özgürlükleri bulunmaktadır.

Av. Serhat KOÇ