TÜKETİCİ “KANUNU” İLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK

Halen yürürlükte bulunan ve 22221 sayılı Resmi Gazete’de 8.3.1995  tarihinde yayınlanmış bulunan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (Eski Kanun) yerine olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 89. Maddesindeki hüküm uyarınca TBMM’de kabul edilen 6502 sayılı  Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (Yeni Kanun), Cumhurbaşkanlığına 13 Kasım 2013 tarihinde çıktı ve bu tarihten itibaren 15 (on beş) gün içerisinde Resmi Gazete’de 28.11.2013 tarihinde yayımlanması sayesinde kanunlaştı aksi halde ise TBMM’ye iade olunacaktı. Abdullah Gül  tarafından imzalanan Yeni Kanun’un yürürlüğe girişi ise bu kanunun 87. maddesine göre Resmi Gazete’de yayımından itibaren 6 ay sonra yani  28 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşecektir.

Kanunun reklamlarla ilgili 61. maddesi daha çok tartışılacağa benzese de şimdiden 4. ve 5. fıkralar yoğun olarak ilgi çekmiş durumdadır.

Kanunun 61. Maddesinin 5. Fıkrası şu şekildedir:

“Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir.”

Bu ifade pek çok yazar tarafından olumlu şekilde karşılanmış ve artık karşılaştırmalı reklamlarının önünün açıldığı şeklinde yorumlanmıştır.*

Buna karşın kanunun göreceli olarak eleştiri çeken 61. Maddesinin 4. fıkrası ise şu şekildedir:

“Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.”

Bu fıkranın bazı yayıncılarla bazı yayıncılarca eleştirildiği gözlenmiştir. Eleştirilerde özellikle de teknoloji, otomotiv ve reklamcılık konusunda yazılan yazıların içinden marka isimlerini çıkartıldığında bu alanlarda gazetecilik yapılamayacağı ve de bu türden sektörler hakkındaki yayınlarda mutlaka karşılaştırmalı haberlerin yapıldığı ve bunlarda marka isimlerinin kullanılmamasının mümkün olmadığına vurgu yapılmıştır.**

Öncelikle ifade etmek gerekir ki: bahsi geçen ilgili maddede “reklam yapmak amacıyla yer alması” ve “tanıtıcı mahiyette sunulması” şeklinde iki tane temel ön koşul olan mutlak unsurdan bahsedilmiş “yazı, haber, yayın ve programlarda, marka vb. ifadelerle ticari unvan vs.nin kullanılmasının” “örtülü reklam sayılması” için.

Bununla birlikte yine aynı maddede “reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin” denilerek reklam olduğu halde reklam olduğu yazmayan yayınlara vurgu yapılmış.

Buna örnek dizilerde göze telefon markası sokulması, gazetelerde bir üniversitenin yarım sayfa logo yarım sayfa rektör fotosu ile yüksek lisans programlarının anlatılması gibi hususlardır. Bunlar reklamdır ama çoğu zaman reklam olduğu yazmaz.

Yani burada amaçlanan husus tüketicileri sanki haber okuyor/seyrediyor zannetirip o güvenilirlikle ve o hisle reklam yapma kurnazlığının önüne geçmektir yoksa bahsettiğiniz şekildeki otomotiv, bilgisayar vb. sektörlerin zaten olmazsa olmaz olan inceleme, karşılaştırma vs. şeklindeki “gerçekten reklam amacı olmayan” yayınları değildir.

Uygulamada da mahkemeler tarafından böyle anlaşılacağından emin olabilirsiniz, zaten doktrinde aynı şekilde düşünmektedir çoğunlukla.

Ayrıca Kanunun ilgili maddesinin resmi açıklanan TBMM gerekçesi ise şu şekildedir:

“… Satışı artırmak ve tüketiciyi bilgilendirmek amacıyla yapılan bu reklamların tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı olmaması gerektiği gibi, örtülü reklam biçiminde de yapılmaması gerekir. Yasal ve etik açıdan uyulması gereken kurallar böyle iken, reklamlar kimi zaman aldatıcı ve yanıltıcı olabilmekte, kimi zaman da izleyici veya okuyucu durumundaki kişilere çeşitli programlar sırasında veya haberlerde örtülü şekilde ticari mesajlar aktarılarak izleyici veya okuyucular tüketici konumuna sokulmaya çalışılmaktadır. Haber ya da program seyrettiğini zanneden izleyiciler, ya da gazetelerde haber okuduğunu zanneden okuyucular örtülü şekilde bir reklama maruz bırakılarak satın alma tercihlerine etik olmayan bir şekilde müdahale edilmektedir. Görsel veya yazılı medyada bu şekilde örtülü reklamlar yapılarak okuyucuların veya izleyicilerin satın alma tercihlerine müdahale edilmekte, dolayısıyla reklamlar, tüketicilere yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde aktarılmaktadır. Beşinci fıkrada öncelikle bu tür haksız şekilde yapılan örtülü reklamın bir tanımı yapılmış, daha sonra ise her türlü mecrada örtülü reklamın yasak olduğu vurgulanmıştır. 10/9/1984 tarihli Aldatıcı ve Karşılaştırmalı Reklamlara ilişkin Konsey Yönergesinin 3/a maddesi uyarınca aynı nitelikte veya aynı ihtiyaçları karşılayan mal ve hizmetleri objektif olarak karşılaştıran reklamlar yapılabilir. Ancak bunların dürüst rekabet ilkelerine uygun olmaları ve izleyicileri yanıltmamaları gerekir. Karşılaştırmalı reklamlara ilişkin diğer ayrıntılar ise Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikte saptanacaktır. Altıncı fıkraya göre, bir ihtilaf çıkması halinde ticari reklamlarda yer alan somut iddiaları ispat yükü reklam verendedir.”

Bu resmi gerekçede aslında yukarıda yazdıklarımızı doğrular niteliktedir.

Bu arada olur da bu maddeye aykırılık söz konusu olursa ne olacak derseniz, 6502 sayılı Yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un cezai müeyyideleri düzenleyen 77. maddesinin 12. fıkrası şöyle düzenlenmiştir:

“Bu Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hallerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlâlin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir.

Aykırılık;
a) Yerel düzeyde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise on bin Türk Lirası,
b) Ülke genelinde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise iki yüz bin Türk Lirası,
c) Süreli yayınlar aracılığıyla gerçekleşmiş ise (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezaların yarısı,
ç) Yerel düzeyde yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası, d) Ülke genelinde yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası, e) İnternet aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası,
f) Kısa mesaj aracılığı ile gerçekleşmiş ise yirmi beş bin Türk Lirası,
g) Diğer mecralar aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası, idari para cezası verilir. Reklam Kurulu, idari işleme konu ihlâlin bir yıl içerisinde tekrar edilmesi halinde yukarıda belirtilen idari para cezalarını on katına kadar uygulayabilir.”

Reklam Kurulu’nun bu cezalarını ilk kimlere keseceğini biz de merak ediyoruz.

* Salih Kural, 28/11/2013, “Tüketici Yasası Onaylandı: Karşılaştırmalı Reklamların Önü Açıldı”, http://sosyalmedya.co/karsilastirmali-reklamin-onu-acildi/

** Serhat Ayan, 23/11/2013, “Tüketicileri korumak için basını bitirme stratejisi”, http://www.tknlj.com/tuketicileri-korumak-icin-basini-bitirme-stratejisi/