İNTERNETTE SANSÜR VAR MI?

11 Ocak 2010, Çengelköy


İşbu çalışma ilk olarak  26 Ocak 2010 tarihinde – şu an yayında bulunmayan bilisimhukuk.com sitesi üzerinde – http://www.bilisimhukuk.com:80/2010/01/internette-sansur-ve-etkileri-panelinden-akilda-kalanlar/ adresinde yayınlanmıştır.


YENİ YILDA İNTERNETTE YENİ HAKLARIMIZ MI OLACAK?

9 Ocak 2010 Cumartesi günü, İstanbul Barosu’nda  “İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER” adlı etkinlik gerçekleştirildi. Katılanlarından olduğum bu etkinliğin ardından izlenimlerini sizlerle paylaşmak istedim. İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi ve www.bilisimhukuk.com organizatörlüğünde yapılan panelde bir anlamda internet sansürleri toplantısı yapılmış oldu diyebiliriz. Etkinliğin tamamı www.istanbulbarosu.org.tr ve www.zeitin.com/nethukuk sitelerince internetten canlı olarak yayınlandı.

Etkinlikle ilgili detaylı bilgilere ve fotoğraflara da http://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=4735 adresinden ulaşılabilir esasen.

İNTERNETTE YENİ HAKLAR PANELİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU

Panel hazırlıkları esnasında program kurulu olarak görev yapan Doç. Dr. Yaman Akdeniz, Dr. Özgür Uçkan ve Av.M.Gökhan Ahi, bu aralar en çok kullandığımız cümlelerden birisi olan: ‘İnternetin artık sosyal, ekonomik ve gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi’ cümlesinden hareket ederek işe başladılar.

Öyle ki bu önermeye koşut olarak her geçen gün daha da çok farkediyoruz ki: giderek küçülen, sınırların da anlamını kaybettiği bir dünyada yaşıyoruz. Görüyoruz ki İnternetin yeni topluluk biçimleri, yeni sosyal etkileşim tarzları yaratıyor olması ve dolayısıyla yeni hak ve özgürlük alanları üretiyor olması herkesi olduğundan belki daha çok hukukçuları ilgilendirmelidir. Bu başdöndürücü gelişmeler ışığında: düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’da yer alması gereği ortaya çıkmaktadır.

 

Bahsettiğimiz özgürlüklerin ilgili yasalarda düzenlenmesi bizce yeterli koruma sağlamamaktadır. Bu temel hak ve özgürlüklerin ancak anayasal koruma güvencesi altında işlerlik kazanabileceğini düşünmekteyiz. İnternet odaklı çeşitli vatandaş inisiyatifleri, sivil toplum kuruluşları ve dijital aktivistler de bu yaklaşımın bir hukuk devleti ilkesi haline gelmesi için çalışıyor. Bir taraftan, sansüre uğrayan, erişime engellenen sitelerle; diğer taraftan “olumsuz” düzenlemelerle yaşamaya gayret ediyoruz. Hukuk internetin hızına, düzenleme mantığı ise yeni teknolojilere ayak uyduramıyor; demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri zarar görüyor.

İşte tüm bu anlattıklarımızdan yola çıkılarak gerçekleştirilen etkileşimli panelde sadece hukukçulara değil, internetle yaşayan herkese yer vardı. Hukukçular, ilgili kurum temsilcileri ve sansür karşıtı dijital aktivistler ilk defa bir araya geldi. Bilgi Teknolojisi dünyasının en sıcak konuları olan İletişim Özgürlüğü, İnternet Erişim Hakkı, Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı, Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı, “Netdaş”lık Hakları, Anonimlik hakkı, Yönetişim, İnternet Sansürü ve Telif Hakları konularını tartışıldı. Etkinlik, sadece farkındalık yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda tarafların birbirlerini anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir platform olması ve devamında gelecek çalışma gruplarının ateşini yakmasıyla da bu alanda yaşanan büyük bir boşluğu doldurmuş oldu.

AÇILIŞ KONUŞMALARI

Panelin sunuş konuşmasını yapan İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı Av. M. Gökhan Ahi, çift taraflı yayın yapan internetin bütün kavramları kökünden değiştirdiğini söyledi. İnternetin iletişime farklı bir boyut kazandırdığını, bilgiye erişim ve paylaşım özgürlüğü getirdiğini belirten Ahi, artık insanların tepkilerini internet üzerinden dile getirmeye çalıştıklarını, bunun da e-demokrasi açısından sevindirici olduğunu söyledi. Gökhan Ahi, yeni gelişmeler karşısında internetin hukuku değiştireceği görüşünde olduğunu vurguladı.

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın ise geçmişe bakıldığında, teknolojinin son yıllarda daha da artan bir hızla geliştiğini, bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışırken de doğal olarak uyum sorunu yaşandığının gözlemlendiğini söyledi. Dünyada Bir milyar Yedi Yüz Milyon, Türkiye’de ise 27 milyon kişinin internet kullandığını, internetin kolay ve hızlı olmasının kullanımını her geçen gün arttırdığını belirten Muammer Aydın, bu hızlı gelişimle oluşan yeni kavramlarla ilgili mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını, bu nedenle bazı keyfi uygulamaların ön plana çıktığını bildirdi.

İnternetteki engellemelerin, site kapatmalarının ve sansür uygulamalarının giderek hız kazandığını, demokrasiye zarar veren bu uygulamaların bir an önce durdurulması için gerekli Anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılmasına şiddetle ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Aydın: “İnternet artık yaşayan bir varlık ve ayrı bir dünya haline gelmiştir. Klasik ülkesel sınırların kaybolduğu günümüzde, internetin doğasından kaynaklanabilecek sorunlara eski tip hukuki düzenlemelerin cevap veremediğini de gözlemlemekteyiz” dedi.

Başkan Aydın, yasal düzenlemelere başvururken özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı, anonimlik ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin mutlaka Anayasa’da yer alması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın sözlerini şöyle tamamladı: “İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezinin düzenlemiş olduğu bu konferansta konunun uzmanları, internetle beraber gelen değişimleri, yenilikleri, kişisel hak ve özgürlükleri tartışacaklar ve çözüm önerilerini ortaya koyacaklardır. Yeni yılın ilk günlerinde bu alandaki bir ilke imza atan İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi, kişisel haklar ve özgürlükler bakımından önemli bir adımı gerçekleştirmiş, özgürlükler adına konunun kamuoyunda tartışılmasına olanak sağlamış bulunmaktadır. İnanıyorum ki her zaman olduğu gibi bu etkinliğimiz de yine kamuoyunun farkındalığına katkıda bulunacak ve çok önemli olan bu konularda ciddi bir tartışma başlatacaktır.”

NELER KONUŞULDU

6 saati aşkın bir süreye yayılan panelin Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Özgür Uçkan ve Webrazzi.com’dan  Arda Kutsal’ın moderatörlüğünde yapılan ilk oturumunda “Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku değiştirecek?” başlığı tartışıldı.

Tartışmacılardan Koç Üni.’den Anayasa Hukukçusu Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, İnternette yeni gelişen hakların ve ifade özgürlüğünün Anyasa Hukuku açısından detaylı bir incelemesini yaptı ve değerli yorumlarını paylaşarak ciddi tespitlerde bulundu; Anayasa’nın 13. maddesinin basın özgürlüğüne atıfta bulunduğuna ve basında sansürlemenin olağanüstü durumlar dışında gerçekleşemeyeceğine işaret etti ki: hocamınızın bu tespitleri bizlere, internette yasaklamaların ancak cocuk pornosu, terörizm, ırkçılık gibi evrensel olarak  ‘lanetlenmiş’ ve Avrupa Hukuku’nda da sınırları belirtilmiş noktaları aşamayacağını gösterdi.

Anadolu Üni.’den Dr. Barış Günaydın ise düşünce ve ifade özgürlüğü karvamının hukuki temellerine ve günümüzde İnternet üzerindeki yansımalarına değinerek İnternet yasaklarının temel taşı durumundaki 5651 sayılı Kanun’un özünde ifade  özgürlüğüne karşı olduğundan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine de uymadığından bahsederek sınırlandırmaların ölçülülük ilkesine uygun olmadığını  vurguladı. Günaydın, basın ve iletişim özgürlüklerinin çift taraflı ihlalinden söz ederek;  sadece bilgiye ve kanaate ulaşıma taş konulmuş olmuyor, WordPress gibi kanallara da yasak getirilerek “kendi kanaatini yayma” özgürlüğümüze de dur deniyor diyerek bizleri bu konularda uyararak konuşmasını bitirdi.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Bşk. Yard. Av. Taner Sevim  ise: İnternette özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı kavramına açıklık getirdi ve problemlerin kaynağının hakimlerin konuya hakim olmaması ve hayatında YouTube’e girmemiş insanların sadece dosya üzerinden çalışıyor olması olduğu gibi argümanlarını öne sürdü.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyesi Av. Serhat Koç ise dijital aktivizm ve örgütlenme hakkının internette özgürlük hareketleri bağlamında yeni boyutlarını açıklarken aynı zamanda anonimlik hakkı konusunda da yorumlarını paylaştı. İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyesi Av. F. Ünsal Özmestik ise yeni anayasal haklar ve yönetişim açılımında netdaşlık kavramı ve e-demokrasi konularında görüşlerini bildirdi. Digital Age’den Mevlana Gürbulak ise iletişim özgürlüğü kavramının ve İnternet erişimindeki engellemelerin sektördeki yansımasından örnekler verdi ve “bugün YouTube’e erişiyorum, ama ya yarın ne olacak, bugün erişmeme izin veren teknolojilere de yasak getirirlerse ne olacak” sorusunu gündeme getirdi.

İlk oturumdan ayrıca hatırımızda kalanlar: Digiturk’ün site kapatma kararını Diyarbakır’da aldırmış olmasının kasıtlı ve çok çirkin olduğunun konuşulduğu, ihtisas mahkemelerinin yokluğundan yakınıldığı; bilirkişilerin karar verici olmamaları gerektiğinden bahsedildiği oldu.

Oturumun sonunda ise bugün Türkiye’deki mevcut durumun anayasal bilgi edinme hakkının ihlali olduğu saptamasında bulunuldu. Salondaki dinleyicilerin sordukları soruların katılımcılar tarafından cevaplanmasının ardından kahve molasına geçildi ve konuşmacılar bu esnadada salondaki konukların yoğun ilgisine ve sorularına cevap vermeye devam ettiler. Bu sırada özellikle orta yaşın üzerindeki bazı hukukçuların İnternetin doğasını anlayamamış oldukları fikri de pek çok internet kullanıcısının zihninde oluşmuştu. Ancak bu panelden sonra konuya daha ılımlı bakacaklarına da inanıyoruz.

İNTERNETTE SANSÜR VAR MI?

MediaCat’den Aşkın Baysal ve Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz’in yönettiği panelde, Eylem 2.0′ın yanı sıra aralarında Mü-Yap, Korsan Partisi ve Sansüre Sansür’ün temsilcilerinin ve bağımsız avukatların da bulunduğu toplam 6 tartışmacı vardı.

Mü-Yap Genel Sekreteri Ahmet Asena gelememiş ve kurumu temsilen yerine Av. Yetkin Yokuşoğlu toplantıya katılmıştı. Programda gözükmesine rağmen Tüm İnternet Derneği adına konuşacak olan Füsun Sarp Nebil, son dakika ortaya çıkan mazereti nedeniyle panele katılım gösteremedi. Bu bölümün moderatörleri ise göreceli olarak “Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku” adlı ilk panelin moderatörlerini arattılar.

Genel olarak İnternet sansürünün konuşulduğu bu bölümün konu başlıkları ise: İnternet Sansürü ve İletişim Özgürlüğü, Telif Hakları ve Bilgi Özgürlüğü, Copyleft ve Copyright, İnternet Sansürü ve Bilginin Özgür Dolaşımı, İnternet Sansürüne Karşı çıkan Yeni Siyasal Oluşumlar, İnternet sansürü ve Bilgiye Erişim Özgürlüğü, İnternet Sansüründe Dijital Aktivizm şeklindeydi.

Bu bölümde öncelikle Eylem 2.0 hareketi, Emre Sokullu vasıtasıyla; İsmail Hakkı Polat vasıtasıyla Korsan Parti ve Anadolu Üniversitesi’den Dr. Ebru Baranseli vasıtasıyla SansüreSansür gibi oluşumlar kendilerini tanıtma imkânı buldular.

Korsan Parti İsveç merkezli bir politik rüzgâr görünümündeydi. İsveç dâhil birçok ülkede resmen parlamentolarda yer almaları çok önemli bir gelişme. Türkiye’de ise çalışmalar devam ediyor. İnternet özgürlükleri, telif haklarının serbestleşmesi gibi konulara eğilen tematik bir hareket olarak çevreci Yeşiller Partisi’ni hatırlattılar. Sansüre Sansür ise gönüllü site kapatma eylemlerinin getirdiği başarılardan bahsetti.

Bu bölüm hepimizin ilgiyle beklediği bölümdü açıkçası ve beklediğimiz gibi de oldukça hareketli geçti. Mü-Yap adına söz alan Avukat Yokuşoğlu’nun bazı sözleri, gerek konuklar, gerek çevrimiçi soru soranlar için bol bol cevaplama ihtiyacı doğurdu.

Konuşmacılardan İstanbul Barosu’ndan Av. Başak Purut, salondaki konuklardan alkış alan tek konuşmacı oldu. Yıllardır bu konularda konuşulduğunu ama hala bir şeylerin değişmemiş olmasından ve birey olarak bizlerin bundan sorumlu olduğundan bahsetti. Ancak bu konuda hemfikir olduğumuzu söyleyemeyiz. Nitekim, artık İstanbul mahkemelerinden kolay kolay erişim engelleme kararı çıkmıyor, sırf bu nedenle erişim engelleme kararları Trabzon, Diyarbakır, Gebze ve Nazilli gibi taşra mahkemelerinden alınıyor. Demek ki, elle tutulur olmasa da çeşitli ortamlarda konuşmak ve tartışmak küçük de olsa bir farkındalık yaratmış olabiliyor.

Oturumda dinleyici olan Özgür Uçkan’ın zaman zaman söz alması ve dinleyicinin panelistler yerine bizzat ona yönelttiği sorulara da yerinden cevap vermesi, bize herkesin üzerinde kendisinin büyük bir etkisi olduğunu göstermiş oldu.

Tartışmacılardan İstanbul Barosu’ndan Av. Erdem Türkekul ise uygulamadan örnekler vererek durumun vahametini gözler önüne seren açıklamalar yaptı. Meslek birlikleriyle ilişkilerinden ve kanunlaştırma çalışmalarından kazandığı tecrübeleri bizimle paylaştı.

Panelin ikinci yarısına ise ağırlığını MySpace ve Last.FM sansürlemelerine imza atmış olan Mü-Yap temsilcisi Av. yetkin Yokuşoğlu koydu. Mü-Yap temsilcisi, sansürleri uygulayanın kendileri olmadığını, telif haklarını ihlal eden sitelere erişemediklerinden ve iletişim taleplerinin cevapsız kalmasından dolayı ellerinde kalan tek çözümün o sitelerin erişime engellenmesi için şikâyette bulunmak olduğunu savundu. Esasen tazminatın tercih ettikleri bir çözüm yöntemi olduğunu ancak kanunun buna izin vermediğini de iddia etti. Kendilerine yöneltilen eleştiri okları arasında en dikkat çekici olanı da: Türkiye’de erişime engellettirdikleri siteleri kendi ülkelerinde neden dava etmedikleri ve Türkiye’de sansürletme yoluna gittikleri hususundaki sorulardı. Mü-Yap temsilcisinin cevabıysa: “Bizim asıl amacımız onları pazarlık masasına getirebilmek” şeklinde oldu.

Toplantıda Eylem 2.0 temsilcisi, telif haklarıyla ilgili taraf olmaktan çekindi ve çekinmeye de devam ediyor. Konuyu Korsan Parti ve Mü-Yap gibi kuruluşlara bırakıyor. Panelin sonunda da yöneltilen son soru ise “Eylem 2.0′ın bundan sonra izleyeceği yol ne olacak, ne adımlar izlenecek?” şeklindeydi.

Bu soruya cevaben Eylem 2.0′ın bundan sonra izleyeceği yol ve alınan kararlar ise şöyle sıralandı: Mevcut anti sansür sivil toplum hareketleri birleşecek, hukukçu destekçilerin de katkılarıyla 5651 sayılı Kanun için: site yer sağlayıcıysa ve belirli bir popülerlik (anonimlik) noktasına da erişmişse Anayasa’nın 13. maddesiyle uygunluk çerçevesinde hakimin erişim engelleme kararında uzman onayının aranması zorunluluğunun olması şeklinde kabaca anlatılabilecek bir yama önerisi getirilecek, çevrimdışı eylemlerde bulunma gerekliliği çerçevesinde Google’a basın açıklaması ile duyurusu yapılmak üzere hep beraber sembolik dava açılacak, AİHM’ne ana sözleşmesinin 10. maddesinin ihlaline dayanan bir dava yine basın açıklaması ile duyurularak açılacak , toplumsal bilincin yaygınlaştırılması amacıyla Türk televizyonlarında konuyla ilgili daha fazla varlık gösterilecek.

Bütün bir günün ardından, benim aklımda kalan ve kendi özelleştiğim alanlarla ilgili hususlar ise şöyleydi: İnternet sitesi erişimlerinin tedbir olma niteliği asla unutulmamalı ve uygulama bu yönde olmalı, tedbir amaçlı geçici durdurmalar da ancak alt alan kısıtlaması ile sınırlandırılırsa hukuka uygun olacaktır. Pornografi ve çocuk pornografisi ayrımının kanunlarımızda daha açık yapılması gerekmektedir.

Son tahlilde düşüncemiz, müzik şirketlerinin İnterneti bir pazarlama aracı olarak gönüllü olarak serbest bırakacağı yönünde; nitekim bunun Radiohead gibi güzel örnekleri de artık karşımızda. Bu anlamda sosyal medyayı en etkili şekilde kullanarak İnternette yeni anayasal haklar konusunda bütün platformlar ve organizasyonlar olarak ortak sesimizi tabandan tavana yayma hedefimiz doğrultusunda artan bir hızla yol almaya devam etmeliyiz. Hukukun İnterneti boğmasına ve birilerinin de Hukuku kullanmasına izin vermemeliyiz diye düşünüyorum.

Av. Serhat Koç