Facebook artık mahkemede kanıt bile olabilecek kadar hayatımıza girmiş durumda. New York’da, silahlı saldırıyla suçlanan ve cezaevine girme riskiyle karşılaşan bir kişi, Facebook’a attığı mesaj sayesinde masum olduğunu kanıtladı. 19 yaşındaki Rodney Bradford hakkında, 17 Ekim’de Brooklyn’de 2 kişiye silahlı saldırı, tehdit ve soygun suçlamalarıyla dava açıldı. Bradford, 12 gündür New York’taki Rikers Island Cezaevi’nde gözaltındaydı.
Bradford suçun işlendiği zaman diliminde olay mahaline hayli uzak olan bir mahalledeki evinde olduğunu iddia etti. Bradford’un avukatı da müvekillinin saldırıdan 1 dakika önce babasının evindeki bilgisayarı kullanarak Facebook üzerinden kız arkadaşına mesaj attığını kanıt olarak mahkemeye sundu. Teknik inceleme sonucunda mesajın gerçekten de o sırada adresi verilen sabit hat üzerinden girildiğinin tespit edilmesiyle mahkeme Bradford’u serbest bıraktı. Böylece kendini Facebook’a yazdığı durum güncellemesi ile savunan sanığın “Keklerim nerede?” şeklinde kısa öz ve kimsenin dikkatini çekmeyecek bir durum güncellemesi, Rodney Bradford’u yıllarca hapiste yatmaktan kurtardı.
Brooklyn Savcılığı Sözcüsü Jonah Bruno, bu Facebook mesajının gencin serbest bırakılmasında belirleyici olduğunu doğruladı. Bradford’un avukatı Robert Reuland da yaptığı açıklamada, ”Bu mesaj, müvekkilimin saldırı sırasında olay yerinde olmadığının somut kanıtıdır. Bu, internetteki sosyalleşme sitelerinin yaşamımızda ne denli önemli olduğunu gösteriyor” dedi. New York’lu hukuk profesörü Joseph A. Pollini ise sanığın bu kadar çabuk serbest bırakılmasının doğru olmadığını söyledi. Pollini, New York Times’a yaptığı açıklamada, ”Facebook üzerinden birisinin hesabını kullanarak mesaj atmanız için yalnızca bir kullanıcı adı ve parolaya ihtiyacınız var” dediyse de eşgalini veren mağdurların yüzünü tam olarak çıkaramaması ve tam da o sırada Facebook’da çevrim içi olması sayesinde Bradford kurtulmuş oldu. Mağdurların avukatının yaptığı “Şifresini bilen başka birisi de değiştirmiş olabilir,” savunması ise hakimin Bradford’dan “o denli bir organizasyon beklenemeyeceği” cevabıyla etkisiz kaldı. Sonuç olarak Facebook hapisten kurtardı mı kurtardı…
Tüm bu gelişmelerden sonraysa Facebook güvenlik açıklarının ayyuka çıkartılması üstüne tuz biber oldu ve yüzlerce Facebook grubunun rehin alınması ile ilgili olay patlak verdi. Control Your Info adlı bir örgüt, Facebook’un güvenlik sorunlarına dikkat çekmek için 300’e yakın Facebook grubunun kontrolünü ele geçirdi. Kötü bir niyetleri olmadığını, amaçlarının Facebook’un güvenlik açıklarına dikkat çekmek olduğunu açıklayan “Control Your Info” adlı örgüt , yüzlerce Facebook grubunun rehin aldı. Bu işi yapmak için siteyi “hacklemeye” bile gerek duymayan grup, başı boş kalan grupları hedef aldı. Toplamda 300 kadar gruba önce üye olup, sonra da kontrolünü alan Control Your Info, bu grupların tümünde “Merhaba, resmi olarak Facebook grubunuzu ele geçirmiş durumdayız,” şeklinde bir mesaj yayınladı.
Kurucuları ya da eski sahipleri tarafından yönetimsiz bırakılan bu grupların ele geçirilmesinin çok kolay olduğunu, yüzmilyonlarca kişinin kişisel bilgilerini emanet ettiği bir sitenin daha güvenli olması gerektiğini düşünen örgüt, site yönetimine bu şekilde mesaj göndermiş oldu. Bahsi geçen site yönetimi ise, “Facebook’un yeterince güvenli olduğunu, hacklenme gibi bir durumun ortada olmadığını ve kimsenin kişisel bilgilerine ulaşılamayacağını” belirtti. İsteyen kullanıcıların ele geçirilen gruplardan ayrılabileceğini de söyleyen Facebook, grupların yönetiminin kurucularına ait bir sorumluluk olduğunu hatırlattı.
İnsanların Facebook elinden çektikleri ya da Facebook sayesinde elde ettikleri bunlarla da sınırlı değil. Ha arkamdan konuşmuşsun, ha Facebook’dan diyen bir kadın, evlilik dışı ilişki yaşadığı eski patronunu, Facebook’da arkadaşlarına ve yeni işverenine kendisini kötülediği için dava etti. Bir kadın işverenini “Facebook’da arkadaşlarının kendisini engellemesine neden olduğu” için dava edebilmesini insanlık olarak çok acayip yerlere gittiğimizin bir kanıtı olarak görüyoruz. Tabii ki Amerika’da gerçekleşen olayda, Annmarie Swatos’un, işvereni Richard Gloor’la ilişki yaşaması üzerine, çiftin evli olduğu insanlar olanlara uyanınca, Annmarie Swatos hem Gloor’dan, hem de işinden ayrıldı. Swatos, Gloor’un ayrıldıktan sonra “Ne alakam olur benim onla” izlenimi yaratmak için Facebook’da kendisi hakkında “deli”, “sanrı görüyor, “doğum sonrası depresyonu yaşıyor” ve “beni her yerde takip ediyor” gibi laflar yaydığı, bunun sonucunda bazı arkadaşlarının Facebook hesabını engellediği iddiasında. Dolayısıyla, Gloor’u “hakaret ve karalama” yüzünen mahkemeye veriyor. Eline sağlık diyoruz, başka ne diyebiliriz ki.
İnsanlar Facebook’u öyle böyle içselleştirmişler ki adeta Facebook hayatımızın yerine geçmiş durumda. Hepimizin Facebook’da ayrı bir hayatımız var. Şimdi sıkı durun, dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’u anlatan bir film çekiliyor ve başrollerden birini Justin Timberlake oynayacak. Çağdaş ustalardan telakki ettiğimiz yönetmen David Fincher tarafından çekilecek olan ve Facebook’un oluşum macerasını konu edinen ‘The Social Network’ adlı sinema filminin başrollerinden birini şarkıcı ve oyuncu Justin Timberlake üstlendi. Variety adlı Hollywood gazetesinin haberine göre Timberlake, Facebook’un kurucu ortaklarından Sean Parker’ı oynayacak. The Social Network, Harvard Üniversitesi kampüsünde 2004 kurulan, daha sonra hızla yayılarak küresel bir fenomene dönüşen Facebook’un başarı öyküsü anlatılacak.
Öyküsü artık Hollywood’un bile ilgisini çeken Facebook, son olarak mahkemede 711 milyon dolar kazandı, bilginize! Facebook kullanıcılarının profil sayfalarına izinsiz girerek ürün reklamı yapan pazarlamacı Sanford Wallace, açılan dava sonucu 711 milyon dolar para cezasına çarptırıldı. Yüzmilyonlarca üyesi ile sosyal ağlar arasında olduğu kadar internet reklamları arasında da hayli ünlü olan Facebook, kullanıcılarının profilleri üzerinden izinsiz olarak reklam yapan uyanık rekor cezaya çarptırıldı. Site tarafından yapılan açıklamada cezanın tamamını ödeyebileceğini sanmadıkları Wallace’ın, aynı şeyi yapmaya çalışacaklar için örnek teşkil etmesi istendiği bildirildi. Daha önce MySpace tarafından da mahkemeye verilen ve 230 milyon dolar (343 milyon TL) ceza alan Sanford Wallace’dan ise konuyla ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi. Zaten duruşmalara da uğramayan Wallace, muhtemelen şu anda Amerika dışına çıkmanın yollarını aramaktadır.
Facebook böyle bir zafere(!) imza atarken Myspace’in başına gelenlerse hepimize ders oldu sanırım. Myspace davasını kazandı ama dava sonunda, şu dünyada daha neler göreceğiz sorusu aklımıza çakılı kaldı. Sosyal ağ sitesi MySpace, spam kralı olarak adlandırılan Sanford Wallace aleyhine açtığı anti-spam davasını kazandı. 15/05/2008 MySpace tarafından “Spam Kralı” Sandord Wallace ve ortağı Walter Rines aleyhine açılan ve şimdiye kadarki en büyük anti-spam davası olarak adlandırılan davanın sonucuna göre Wallace ve Rines MySpace’e 230 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi. “Artık sistemimiz içinde Spam yapmayı isteyenler kendilerine ‘bunu yapmamalıyım’ demeli” şeklinde konuşan MySpace güvenlik şefi Hemanshu Nigam’ın sözleri aslında MySpace’in 230 milyon dolar’da pek gözü olmadığını da gösteriyor. Nigam sözlerine “MySpace, kendi sistemi içerisindeki güvenlik ihlalleri ve kullanıcıları rahatsız edecek herhangi bir harekete asla tolerans gösteremez” diyerek devam ediyor. Açıkçası verilen karar MySpace için büyük bir başarı ancak böyle bir cezanın ödemesini alıp alamayacağı bir soru işaretinden ibaret. Spamciler açısından verilen ceza caydırıcı olur mu bilinmez zira tarih bu şekilde verilen ancak ödemesi toplanamayan kararlarla dolu.
Haber Kaynakları:
http://www.ntvmsnbc.com/id/25020655/
http://yahoyt.com/h/6027/facebook-hapisten-kurtardi
http://yahoyt.com/h/6009/yuzlerce-facebook-grubu-rehin-alindi
http://yahoyt.com/h/5956/-ha-arkamdan-konusmussun-ha-facebook-dan-
http://www.ntvmsnbc.com/id/25003207/
http://yahoyt.com/h/5899/facebook-mahkemede-711-milyon-dolar-kazandi