FACEBOOK SAYESİNDE HUKUK DA DEĞİŞTİ

25 Kasım 2009, Çengelköy


İşbu çalışma ilk olarak 1 Aralık 2009 tarihinde – şu an itibariyle yayında bulunmayan bilisimhukuk.com sitesinde – http://www.bilisimhukuk.com:80/2009/12/facebook-ile-birlikte-hukuk-dunyasi-da-degisti/ adresinde yayınlanmıştır.


Biz, Facebook ve Hukuk?

Bizi İnternet’ten mi kendilerinden mi soğutmak istediklerini tam anlayamadığımız büyüklerimizin Youtube hakkında: “Kapatıldı diye yaygara koparıyorlar” şeklindeki ifadelerinin kafamızda yarattığı yankılarıyla eşzamanlı olarak İnternet denen şeyin ne menem birşey olduğunu anlayabilmemiz için imdadımıza bir bilimsel araştırma koştu. Pew internet araştırma merkezinin Pennsylvanya eyaleti üniversitesine yaptırdığı araştırma, internet kullanan Amerikalıların, 25 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında daha fazla yalnızlık çekmediğini ortaya koyarak yüreğimize su serpti.1 2512 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmada, yalnızlaştırdığı ve insanlar arası ilişkileri bozduğuna dair ithamların aksine, internet ve yeni iletişim teknolojilerinin kişileri daha da sosyalleştirdiği vurgulanmış.

Araştırmaya göre, cep telefonu ve internetteki Facebook gibi sosyalleşme ağlarını kullananlar, internet ve yeni iletişim teknolojilerinden haberdar olmayanlara nazaran insanlarla daha fazla ve çeşitli ilişki kuruyor. Sosyal yalnızlık ve yeni teknoloji arasındaki ilişkiyi inceleme anlamında bir ilki gerçekleştiren bu araştırmaya göre; internet üzerinden fotoğraf gönderenler farklı siyasi görüşten kişilerle tanışma imkanı buluyor, blog açanlar ise farklı ırktan insanlarla tanışma fırsatı buluyor. Ancak Bilişim Hukuk Bülteni’nde sürekli konu edindiğimiz Facebook veya MySpace gibi internette yeni iletişim teknolojilerinin, getirdikleri hukuki sorunlarla birlikte bir diğer yan etki olarak da sosyal ilişkileri tamamen yok etmeseler de: bunları kullanan kişilerin komşularıyla eskisine göre ve kullanmayanlara göre daha az görüştüğü de belirlenmiş.

Öyle ki: Facebook artık mahkemede kanıt bile olabilecek kadar hayatımıza girmiş durumda. New York’da, silahlı saldırıyla suçlanan bir kişi, Facebook’a attığı mesaj sayesinde masum olduğunu kanıtladı.2 12 gündür New York’taki Rikers Island Cezaevi’nde gözaltında bulunan Bradford suçun işlendiği zaman diliminde saldırıdan 1 dakika önce babasının evindeki bilgisayarı kullanarak Facebook üzerinden kız arkadaşına mesaj attığını kanıt olarak mahkemeye sundu. Teknik inceleme sonucunda mesajın gerçekten de o sırada adresi verilen sabit hat üzerinden girildiğinin tespit edilmesiyle mahkeme Bradford’u serbest bıraktı. . Böylece “Keklerim nerede?” şeklinde kısa öz ve kimsenin dikkatini çekmeyecek bir durum güncellemesi, Rodney Bradford’u yıllarca hapiste yatmaktan kurtardı.

Brooklyn Savcılığı Sözcüsü Jonah Bruno, bu Facebook mesajının gencin serbest bırakılmasında belirleyici olduğunu doğruladı. Bradford’un avukatı Robert Reuland da yaptığı açıklamada, ”Bu mesaj, müvekkilimin saldırı sırasında olay yerinde olmadığının somut kanıtıdır.” Dedi. New York’lu hukuk profesörü Joseph A. Pollini ise sanığın bu kadar çabuk serbest bırakılmasının doğru olmadığını söyledi. Pollini, ”Facebook üzerinden birisinin hesabını kullanarak mesaj atmanız için yalnızca bir kullanıcı adı ve parolaya ihtiyacınız var” dediyse de eşgalini veren mağdurların yüzünü tam olarak çıkaramaması ve tam da o sırada Facebook’da çevrim içi olması sayesinde Bradford kurtulmuş oldu. Mağdurların avukatının yaptığı “Şifresini bilen başka birisi de değiştirmiş olabilir,” savunması ise hakimin Bradford’dan “o denli bir organizasyon beklenemeyeceği” cevabıyla etkisiz kaldı. Sonuç olarak Facebook hapisten kurtardı mı kurtardı…Türkiye’de olur mu, bizce olmaz.

Tüm bu gelişmelerden sonraysa yüzlerce Facebook grubunun rehin alınması ile ilgili olay patlak verdi. Facebook güvenlik açıklarının ayyuka çıkartan bu olayda: Control Your Info adlı bir örgüt, Facebook’un güvenlik sorunlarına dikkat çekmek için 300′e yakın Facebook grubunun kontrolünü ele geçirdi yani rehin aldı. Bu işi yapmak için siteyi “hacklemeye” bile gerek duymayan grup, başı boş kalan grupları hedef aldı.3 Toplamda 300 kadar gruba önce üye olup, sonra da kontrolünü alan Control Your Info, bu grupların tümünde “Merhaba, resmi olarak Facebook grubunuzu ele geçirmiş durumdayız,” şeklinde bir mesaj yayınladı.

Kurucuları ya da eski sahipleri tarafından yönetimsiz bırakılan bu grupların ele geçirilmesinin çok kolay olduğunu, yüzmilyonlarca kişinin kişisel bilgilerini emanet ettiği bir sitenin daha güvenli olması gerektiğini düşünen örgüt, site yönetimine bu şekilde mesaj göndermiş oldu. Site yönetimi ise, “Facebook’un yeterince güvenli olduğunu, hacklenme gibi bir durumun ortada olmadığını ve kimsenin kişisel bilgilerine ulaşılamayacağını” belirtti. İsteyen kullanıcıların ele geçirilen gruplardan ayrılabileceğini de söyleyen Facebook, grupların yönetiminin kurucularına ait bir sorumluluk olduğunu hatırlattı.

İnsanların Facebook elinden çektikleri ya da Facebook sayesinde elde ettikleri bunlarla da sınırlı değil. Ha arkamdan konuşmuşsun, ha Facebook’dan diyen bir kadın, evlilik dışı ilişki yaşadığı eski patronunu, “Facebook’da arkadaşlarının kendisini engellemesine neden olduğu” için dava edebilmesini insanlık olarak çok ilginç yerlere gittiğimizin bir kanıtı olarak görüyoruz. ABD’li Bayan Swatos, ilişkisi olan işvereninden ve işinden de ayrıldıktan sonra “Facebook’da kendisi hakkında “deli”, “sanrı görüyor, “doğum sonrası depresyonu yaşıyor” ve “beni her yerde takip ediyor” gibi laflar yaydığı, bunun sonucunda bazı arkadaşlarının Facebook hesabını engellediği iddiasında. Dolayısıyla, patronu Gloor’u “hakaret ve karalama” yüzünden dava etmiş.4 Eline sağlık diyebiliyoruz, başka ne diyebiliriz ki.

İnsanlar Facebook’u öyle böyle içselleştirmişler ki adeta hepimizin Facebook’da ayrı bir hayatımız var. Şimdi sıkı durun, dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’u anlatan bir film çekiliyor.5 Çağdaş ustalardan telakki ettiğimiz yönetmen David Fincher tarafından çekilecek olan ve Facebook’un oluşum macerasını konu edinen ‘The Social Network’ adlı sinema filminin başrollerinde Justin Timberlake, Facebook’un kurucu ortaklarından Sean Parker’ı oynayacak. Film, Harvard Üniversitesi kampüsünde 2004 kurulan, daha sonra hızla yayılarak küresel bir fenomene dönüşen Facebook’un başarı öyküsü anlatılacak.

Facebook’un filminin yapılmasına hiç şaşmamak lazım. Hayatımızın her alanından Facebook çıkabiliyor bu günlerde. Kanada’da majör depresyon teşhisi konulan, bu nedenle IBM firmasındaki işinden ayrılmak zorunda kalan bir kadın, facebook’a eğlenirken çekilen fotoğraflarını koyunca sigorta şirketi ‘Mutlusunuz’ deyip aylık ödemelerini kesme yoluna gitti. Nathalie Blanchard isimli kadının sigorta aylık geliri sigorta devi Manulife tarafından “facebook fotoğraflarında neşeli göründüğü” ve artık “çalışabilir” durumda olduğu gerekçesiyle kesilmiş.6
 Sigorta şirketinin, kendisinin artık depresyonda olmadığına dair bir kanıtı olmadığını savunan Blanchard, hakkını almak için savaşacağını ve doktorunun tavsiyesine uyarak arkadaşlarıyla barlara ve güneşli yerlere ufak kaçamaklar yaptığını, sorunlarını unutmaya çalıştığını belirtmiş. Ne diyelim Hukuk uçar Facebook kalır mı?

Öyküsü artık Hollywood’un bile ilgisini çeken Facebook tabiki sahtekarların da ilgisini çekiyor. Kullanıcıların profil sayfalarına izinsiz girerek ürün reklamı yapan pazarlamacı Sanford Wallace, açılan dava sonucu 711 milyon dolar para cezasına çarptırıldı. Yüzmilyonlarca üyesi ile sosyal ağlar arasında olduğu kadar internet reklamları arasında da hayli ünlü olan Facebook, kullanıcılarının profilleri üzerinden izinsiz olarak reklam yapan uyanık rekor cezaya çarptırıldı.7 Site tarafından yapılan açıklamada cezanın tamamını ödeyebileceğini sanmadıkları Wallace’ın, aynı şeyi yapmaya çalışacaklar için örnek teşkil etmesi istendiği bildirildi. Ancak bu sahtekarın başı sadece Facebook ile değil ve fakat Myspace ile de daha önceden beri dertte.

Çünkü Facebook’un bu zaferi(!) Myspace’in başına gelenlerden sonra gerçekleşti. Hepimize ders olması gereken davasını Myspace kazandı ama dava sonunda, şu dünyada daha neler göreceğiz sorusu aklımıza çakılı kaldı ki üstte bahsettiğimiz gibi aynı suçlu aynı suçu diğer büyük Facebbok’da da işlemekten geri durmamış. Sosyal ağ sitesi MySpace tarafından “Spam Kralı” Sandord Wallace ve ortağı Walter Rines aleyhine açılan ve şimdiye kadarki en büyük anti-spam davası olarak adlandırılan davanın sonucunda suçlular 230 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi.8 “Artık sistemimiz içinde Spam yapmayı isteyenler kendilerine ‘bunu yapmamalıyım’ demeli” şeklinde konuşan MySpace güvenlik şefi Hemanshu Nigam’a göre: “MySpace, kendi sistemi içerisindeki güvenlik ihlalleri ve kullanıcıları rahatsız edecek herhangi bir harekete asla tolerans gösteremez”. Açıkçası verilen karar MySpace için büyük bir başarı ancak böyle bir cezanın ödemesini alıp alamayacağı bir soru işaretinden ibaret. Spamciler açısından verilen ceza caydırıcı olur mu bilinmez zira tarih bu şekilde verilen ancak ödemesi toplanamayan kararlarla dolu. Wallace’dan ise konuyla ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi. Zaten duruşmalara da uğramayan Wallace, muhtemelen şu anda Amerika dışına çıkmanın yollarını aramaktadır.

Stj. Av. Serhat Koç

Kaynaklar:

1 http://www.ntvmsnbc.com/id/25017935/

2 http://yahoyt.com/h/6027/facebook-hapisten-kurtardi

3 http://yahoyt.com/h/6009/yuzlerce-facebook-grubu-rehin-alindi

4 http://yahoyt.com/h/5956/-ha-arkamdan-konusmussun-ha-facebook-dan-

5 http://www.ntvmsnbc.com/id/25003207/

6 http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13016077.asp

7 http://yahoyt.com/h/5899/facebook-mahkemede-711-milyon-dolar-kazandi

8 http://yahoyt.com/h/996/myspace-spamci-den-230-milyon-dolar-alacak