PARDUS DA BİR GÜN GELECEK!

GNU/Linux gibi özgür işletim sistemleri Windows ile aynı işleri yapabiliyor. Ayrıca onlar kullanıcılarını paylaşıma, değişime ve onların diledikleri gibi yazılım üzerinde çalışmalarını teşvik eder. Microsoft’tan ve onun günahlarına(!) kurban olmaktan kaçınan kullanıcılar için, özgür yazılım kullanmak en iyi çözümdür. Yazılım ve bilgisayarların daima problemleri olacak ama özgür yazılım kullanarak kullanıcılar ve onların toplulukları, kendi kendilerine problemleri çözecek ve birbirine öğreterek güçlenecek.

 

Her geçen gün görüyoruz ki: açık kaynak kodlu yazılımlara geçen büyük firmalara sürekli bir diğeri ekleniyor. Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt’ın içeriden bir haber kaynağına dayanan haberine göre: bu sefer bize mutluluk veren gelişme, büyük bir endüstri devinden geliyor. IBM, çalışanlarına bir Lotus yazılımı olan Symphony’e geçmeleri için 10 gün verdi. Microsoft Office kullanımının da yönetimin onayını gerektirecek bir kararın da gelecek zaman içinde alınılacağı düşünülüyor. Open Document (ODF), yakın bir gelecekte IBM bünyesinde kullanılacak dosya biçimi olacak ve .doc belgeleri deartık  geçmişte kalacak. Lotus Symphony, veritabanı bileşeni olmayan, OpenOffice.org altyapısını kullanan ve özelleştirilmiş bir ofis yazılımı. IBM tarafından sağlanan bu özgür yazılımın indirilmesi, Microsoft’tan uzaklaşan müşterileri cezbetmeyi hedefliyor. Red Hat, Canonical ve Novell gibi endüstri devleriyle IBM’in işbirliği, ürünün yazılım pazarındaki konumunu güçlendiriyor. Gazetenin raporuna göre, 330.000 IBM çalışanı Lotus Symphony kullanıyor. IBM basın görevlisine göre göç nedeni lisans ücretlerinden tasarruf değil, tam tersine açık kaynak ve özgür yazılım ilkesine değer verdiklerinin açık bir ifadesi.

 

Bu girişten sonra hemen belirtelim ki: kişisel ve milli güvenliğimizi tehlikeye atmadan bilgisayar kulanmanın yolu,  başta GNU/Linux tabanlı açık kaynak kodlu işletim sistemlerinden ve açık kaynak kodlu yazılımlardan geçmekte. Bu yazının yazıldığı tarihte Linux tabanlı işletim sistemlerinin en yetkinlerinden biri olarak gösterebileceğimiz Ubuntu bir çok konuda Windows Vista’yı geçeli bir yıldan fazla oluyor. Ubuntu’nun yeni çıkan sürümünde Windows Vista’dan daha iyi çalışan ve Windows Vista kadar geniş donanım gerektirmeyen masaüstü efektleri standart olarak geliyor. Microsoft’un maalesef tüketiciye açıkça kötü davranmaya başladığı şu günlerde: artık standart, gündelik masaüstü işlerimiz için ofislerimizde her alanda kullanabileceğimiz onlarca işletim sistemi var ve de bu işletim sistemlerinden %99′u Linux çekirdekli. Bu işletim sisteminde güdelik ofis ihtiyaçlarınızı karşılayacak herşey bulunmakla birlikte; Ubuntu, lisansı ücretsiz olarak dağıtılan açık kaynaklı bir işletim sistemi olarak oldukça göz dolduruyor. İnternet üzerinde GNU/Linux ve Ubuntu’ya dair her dilde çok yoğun miktarda destek ve yardım mevcuttur.

 

Aslında en iyi Linux dağıtımı şudur diye birşey söylenemez. Ancak bu güne kadar SuSe, Mandrake, Gelecek, Knoppix, RedHat kullanan ve hepsini beğenen birisi olarak: hepsinin kendine göre alişkanlık yaratacak tarafları olduğunu ifade edebilirim. O hale denilebilir ki: Linux sürümleri içerisinde en güzeli sizin o an kullanmakta olduğunuzdur.

 

Ülkemizdeki bilgisayarların neredeyse tamamı denebilecek kadarında Microsoft’un ürettiği işletim sisteminin ve ofis yazılımlarının kullandığı gerçeği oldukça düşündürücü acı bir gerçek olarak yaşamımızda yer alıyor. Windows konusunda görüş bildiren bilgisayar yazılım uzmanlarının çoğunluğuna göre: bu kadar çok güvenlik açığı olan ve bu kadar sorunlu çalışan başka bir işletim sistemi yoktur. Kullanıcıların kişisel güvenlikleri ve sağlıklı/verimli çalışma yapabilmeleri için Windows sürümlerinden  uzak durmaları gerektiği konusunda sürekli uyarılar yapan çoğu uzman görüşüne rağmen: devlet dairelerindeki memurların, hakimlerin, savcıların ve hatta biz avukatların kullandığı bilgisayarlar bile halen ücretsiz olan ve güvenlik açığı bulunmayan işletim sistemlerine geçmemişlerdir.

 

Bugün hala Ubuntu yüklü dizüstü bilgisayarımı gördüğünde şaşıranlar var. Bilgisayarlarımda Windows işletim sisteminin bulunmaması onları oldukça çok şaşırtıyor, Linux’un ne olduğundan en azndan haberdar olanlar ise: “benim hatırladığım linux böyle değildi” diyerek cehaletimizi daha da çok ortaya koyuyorlar. Sene artık neredeyse 2010 olmasına rağmen herkes hala Linux deyince bir siyah ekran bekliyor. İnanılması zor ama maalesef gerçek. Bu durum bizim hatamız olduğu kadar çok uluslu şirketlerin ellerindekini satma çabası neticesinde yaydıkları genel geçer bilgilerden kurulu o balon imparatorluğunun da bir önemli çıktısıdır sanırım.

 

Türk halkı olarak artık kaynak kodu kapalı olan ve ücretli yazılımlar kullanmayı bıraktığımız günleri görmek istiyorum. Örnek olarak: ön tanımlı tarayıcımızın Firefox, e-posta yazılımımızın Thunderbird olduğu ve ftp için de FileZilla kullandığımız bilgisayarlar hayal etmek istiyorum. Anında yazışma yazılımı olarak Gaim, ofis yazılımı olarak da Openoffice kullanılan bir gelecek görmek istiyorum. Bu yazılımların belki öncelikle windows üzerinde kullanılıp denenebileceğini ve böylelikle sonrasında da Windows işletim sisteminin de tamamen terkedilip işletim sistemi seviyesinde de açık kaynak koduna yani Linux’a geçiş yapmamızda çok etkili olacaklarına inanıyorum.

 

Ülkemiz, bu sorunlu ve kaynak kodu kapalı olduğu için asla güvenilemeyecek olan işletim sistemlerini kullanmakla kalmayıp bunlara aynı zamanda maalesef çok ciddi bir lisans ücreti de ödemektedir. Ayrıca bu ülkede gencinden yaşlısına herkes Windows sürümlerini kopya olarak kullanmaktadır ki bu da korsan yazılımcılığın teşvik edilmesi ve bir anamda hırsızlık anlamına gelir. Oysa ki bu ülkenin mükemmele yakın özelliklere sahip kendi alın terinin ürünü olan Tübitak tarafından geliştirilen linux tabanlı ve parayla satılmayan bir işletim sistemi mevcuttur. Pardus adındaki bu işletim sistemi, adını Anadolu Bölgesinde yaşayan bir kedi türü lan Pars’dan alır. Pardus. Pardus’un daha da geliştirilmesi ve gerekiyorsa ilgili kuruma özgü sürümleriyle tüm devlet dairelerinde kullanılmasının sağlanması ve vatandaşın da Pardus’a özendirilmesi Türkiye’nin başlıca bilişim politikalarından biri olmalıdır.

 

Bilgisayarı internet sohbetleri ve oyunların ötesinde ödev yazmak, basit hesaplamalar yapmak için de kullandığımızda bu görevleri Microsoft Windows işletim sisteminde gerçekleştirmek için hiç bir program yok. Bunlar için yine bir sürü para ödeyip yeni programlar satın almamız ya da yine lisanssız korsan yazılımlar kullanmamız gerekiyor. Ama Pardus’un içinde bu tür programlar zaten hazır olarak geliyor. Dolayısıyla ayrıca zaman ve para harcamaya da gerek olmadan Pardus kurulurken bu programlar otomatik kurulacak ve açık kaynak kodlu özgür programlarımızın keyfini sürebileceğiz.

 

Sanıldığı gibi Türkiye teknoloji olarak geri durumda değildir. Bunun altının çizilmesi gerekir. Herkesi Türkiye’deki olumlu gelişmelere hepimizin bir şekilde katkıda bulunmamız çocuklarımıza bırakacağımız bir ülke için omuzlarımızdaki borçtur. Bana göre her Türk ve Türkiye’yi seven herkes Pardus kullanmaya başlayarak bu katkıyı verebilir. Pardus projesi Türkiye için çok büyük bir adım. Pardus her anlamda desteğe ihtiyacı olduğu için bu platform da herkese yer var. Yeter ki isteyin.

 

Gelecekte Pardus sadece Türkiye de değil tüm dünyada yankı yapacak hatta yapmaya başlayan bir projedir. Milli yazılım demek milli teknolojimizi geliştirmek demektir.  Gelecekte teknolojiden geri kalmamak için milli yazılıma şiddetle ihtiyacımız bulunmaktadır. Bizi esas heyecanlandıran soru ise: bugün bilgisayarlarımızda milli yazılım olan Pardus’u kullanmaya başladık ve fakat  yarın milli yazılımlarımızı neden milli bilgisayarlarımızda  kullanmayalım? Bu hayal çok uzak değil. Yakın bir gelecekte bunu da göreceğiz diye düşünüyorum.

 

Pardus kullanmak isteyen herkesin kolayca Pardus CD’si edinmesi amacıyla Özgürlükiçin CD Gönder projesi kapsamında sadece 2,36 TL kargo ücreti karşılığında Pardus 2009 CD’sini buraya tıklayarak temin edebilir ya da burayatıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Herkesi Pardus’u tanıtmaya ve Pardus 2009 yüklemeye davet ediyorum.

 

Son olarak buraya kadar okumuş ve hala neden pardus diyenler için küçük notlar sıralayalım: Pardus, özgürdür: lisansı sizi kısıtlamaz, üreticiyi sizden korumak için değil sizin haklarınızı korumak için tasarlanmıştır. Serbesttir ve şeffaftır: isterseniz internet üzerinden indirip kurabilirsiniz,  kaynak kodunun açık olması nedeniyle kopyalanması, dağıtılması ve üzerinde değişiklik yapılması mümkündür; kaynak kodlarını kendi ihtiyaçlarınıza göre değiştirebilir, kendi dağıtımınızı üretebilirsiniz; ne yaptığını ve ne yapmadığını kaynak koduna bakarak bilirsiniz. Stabildir: kimsenin durup dururken bir Linux dağıtımında mavi ekranla karşılaştığı görülmemiştir. Dev bir veritabanıdır: ister C/C++, ister Java, scheme, Lisp kullanın, hemen her dilin Linux altında derleyicisini ya da yorumlayıcısını bulabilirsiniz. Tutumludur: Linux belleği diğer sistemlere göre çok daha etkin kullanır, elinizdeki atıl durumda olan donanımınıza bile kurulur. Çok amaçlıdır: başta e-posta, web, ftp, veritabanı, POP3, proxy, güvenlik duvarı olmak üzere her türlü servisi verebilir, diğer işletim sistemleriyle birlikte uyum içinde çalışır: Novell makinalara istemci ve sunucu gibi davranabilir, Samba ile ağ üzerindeki Windows 95/98/NT makinalarla disk ve yazıcı paylaşımı yapabilir, ağ ve İnternet teknolojileri konusunda çok üstündür. Türkçe sever: çekinmeden Türk alfabesinin tüm harflerini kullanabilirsiniz: yazım ve sözlük denetimi de yapar, sizi güzel bir Türkçe kullanmaya teşvik eder. Virüslere geçit vermez: internet’ten gelen her dosyayı kontrolden geçirmekle, ya da virüs bulaşmış bilgisayarınızı temizlemekle zaman kaybetmezsiniz, Pardus için yazılmış bir virus ya da trojan yoktur. Hızlıdır: 30 dakikada kurulur. Kolay kullanılır: Grafik arayüzleri, menüleri, ikonları ile aklınıza ve güdülerinize hitap eder, kullanmak için bilgisayar öğrenmek, ikinci bir dil bilmek ya da uzun eğitimlerden geçmek gerekmez. Tamdır: Bir masaüstü kullanıcısının gereksinim duyacağı her türlü yazılım kurulum CD’si içinde mevcuttur. İnternet araçları, ofis paketi, her türlü resim, müzik, film için oynatıcı ve düzenleyiciler, oyunlar. Özelleştirilebilir: sistemi tek sınırınız hayal gücünüz olmak üzere kendi beğeninize göre hem görünüş hem de davranış açısından özgürce değiştirebilirsiniz. Ex çalıştırır: Winamp, Live Messenger, Packet Tracer, Hypercam, Firefox, Cheat Engine, Opera, BS Player, Free Download Manager, İnternet Download Manager gibi bir çok programı çalıştırabilmektedir. Oyuncudur: Need For Speed Carbon, Quake 3 Arena, Bus Driver ve benzeri pek çok oyunu da Windows’taki kadar performanslı  çalıştırdığı gözlemlenmiştir.  Çok dil bilir: ayrı ayrı CD’ler ile tekrar yükleme yapmadan, iki dokunuşla Türkçe’den İngilizce’ye dönüşür. Herhangi başka bir dilin desteğini eklemek de son derece kolaydır. Eğlencelidir: Kaptan Masaüstü, PiSi ve ÇOMAR ile bilgisayar kullanmanın keyfini, tam Türkçe desteği ile bilgisayarınızı kendi dilinizde kullanmanın kolaylığını yaşarsınız.

 

Açık kaynak kodlu tabanda kendi işletim sistemimize sahip olup nu kullanmamız gerekliliğinin altında yatan en temel sebeplerden en önemlisi kuşkusuz kişisel ve milli güvenlik hususlarıdır. Verilerin korunması ve güvenli arşivlenmesi hususunda son derece büyük açıklar ve hatalar içeren kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerine güvenerek başkalarının teknolojilerine bağımlı olarak çalışan insanlar, şirketler ya da devletler çok kısa süre içinde çok ciddi teknik ve hukuki sorunlarla başbaşa kalacaklardır. Mahremiyet hususu devlet, şirket ve birey düzeyinde bilgisayar kullanımında en çok baş ağrıtan ve teknik yönden ya da hukuki açıdan üzerinde durularak çözüm aranan konu olarak dünyanın gündemindedir ve artan bir baskıyla da teknolojinin gelişme trendi bu şekilde sürdüğü ve hayatlarımız çevrimiçi teknolojilere ve sayısal sistemlere endekslendiği sürece gündemin birinci konusu olmaya adaydır.

 

Mahremiyetin korunması ve milli güvenlik konuları, mevzuatın yanı sıra ilgili konudaki teknolojileri de gerektirir. Tamamen bilgisayarlaşmış bir toplumda, mahremiyet ve milli güvenlik ciddi bir şekilde tehlikededir ve sadece mevzuatla ya da istihbarat yöntemleriyle etkili bir şekilde korunamaz. Güvenliğin gerekleri teknik olarak yerine getirilmeli ve mahremiyet her anlamda enformasyon sistemleri için bir tasarım kriteri olmalıdır. Bu durum bize mahremiyetin yanı sıra ekonomik verim ve çalışma performansı olarak da geri döneceği gibi Pardus gibi milli bir gururu hep birlikte paylaşabilmemizi ve dünyaya duyurmamızı sağlayacaktır.

 

Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısı bir yıldır TBMM‘de bekletiliyor. Tasarının amacı, kişisel verilerin işlenmesinde kişinin dokunulmazlığını yakından gözetmek ve temel hak ve özgürlükleri korumak. Yasa tasarısı, kişisel verilerin ancak ve ancak ilgili kişinin açık rızasıyla kullanılmasını ve işlenmesini öngörüyor. Peki, tasarı neden bir yılı aşkın bir süredir yasalaşamıyor? Türkiye Bilişim Vakfı Genel Sekreteri Behçet Envarlı bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Türkiye İkinci Dünya Savaşı‘nın yarattığı o sorunları yaşamadığı için kamuoyunda kişisel bilgilerin korunmasının ne denli önemli olduğu farkındalığı yaratılmış değil. Dolaysıyla bu konuda kamuoyunun baskısı ve ilgisi olmayınca TBMM’de böyle bir kanunu çıkarma zorunluluğunu pek hissetmiyor.”

 

Ancak uluslararası alanda işbirliğini zorunlu kılan bileşim suçlarıyla mücadele konusunda Türkiye’nin de atması gereken adımlar var. Behçet Envarlı da önümüzdeki yıl tasarının kanunlaşması konusunda umutlu olduğunu söylüyor:

 

“Bugüne kadar bu konuda çok fazla sorun yaşamamış bir toplumda yaşadığımız için tabiri caiz ise taraftar toplayamayan bir yasa taslığı halindeydi. Ama özellikle AB‘ye katılım çalışmasının yapıldığı fasılların artık bir bir açılmaya başladığı bir dönemde bu taslağın yasalaşması kanun taslağından kanuna terfi etmesi artık zorunlu gibi görünüyor.”

 

Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun yasalaşmamış olsa da Türkiye’de kişisel verilerin, bireylerin rızası olmadan satılması yine de suç teşkil ediyor. Örneğin Türk Ceza Kanunu’nda kişisel verilerin kullanımında suç addedilebilecek ve dolaysıyla karşılığında bir ila dört yıl arasında cezanın öngörüldüğü maddeler var.

 

Mahremiyetin korunması mevzuatın yanı sıra mahremiyet koruma teknolojilerini gerektirir. Tamamen bilgisayarlaşmış bir toplumda, mahremiyet ciddi bir şekilde tehlikededir ve sadece mahremiyet mevzuatı ile etkili bir şekilde korunamaz. Mahremiyetin gerekleri teknik olarak yerine getirilmeli ve mahremiyet enformasyon sistemleri için bir tasarım kriteri olmalıdır.

 

Av. Serhat KOÇ

Kaynaklar:

http://osman.borutecene.com/

http://www.ozgurlukicin.com/

http://www.pardus.org.tr/

http://www.euractiv.com.tr/

 

Meraklısına Yazardan Not: Microsoft’un yeni işletim sistemi olan Windows 7 de dâhil olmak üzere, Vista, XP ve daha önceki diğer tüm sürümleri, yazılım patenti gibi bir probleme sahip. Kullanıcıların Windows yazılımı üzerinde değişiklik yapmalarına, paylaşmalarına ya da iç kısımda nasıl çalıştığını anlamalarına müsaade edilmiyor. Gerçek şu ki Windows 7 patentlidir demek; Windows anlaşmalar, patentler ve telif hakları sayesinde, kullanıcıları üzerindeki kontrolünün kanuni olduğunu iddia edebiliyor demektir. Microsoft da bu gücünü, bilgisayar kullanıcıları üzerinde kötü yönde kullanıyor. Özgür Yazılım Vakfı da bu nedenle, başlattığı yeni kampanyada, Microsoft tarafından yapılan 7 kötü davranışı listelemiş: Eğitimle Etkileme, 2. Mahremiyete Tecavüz, 3. Tekel Davranışı, 4. Bağımlılık, 5. Standartları Kötüye Kullanmak, 6. Dijital Kısıtlama Yönetimini Güçlendirme (DRM), 7. Kullanıcı Güvenliğini Tehdit. Bu şeilde sıralanan bu günahlarla ilgili içeriğe şu internet sitesinden adresinden ulaşabilirsiniz ve sanırım bu konuda yakında sitemizde bir yorum yazısı yayınlanacağını takipçilerimize  söylememe gerek yok.